| ama esas sorun kötü insanları Kongre'ye seçmemiz değil. | TED | و لكن ليست المشكلة اننا نرشح اناساً سيئين في الكونجرس. |
| ama asıl ilginç şey bu değil. | TED | و لكن ليست هذه الأشياء المثيرة للاهتمام حقيقة. |
| Commodus'un yaptıklarına karşı çok iyi bir ceza olabilir bu belki ama... ona karşı çıkmanın yolu bu değil! | Open Subtitles | ربما كان هناك الكثير من الخطأ "فيما فعله " كومودوس و لكن ليست هذه هى الطريقة التى تعارضينه بها |
| ama hiçbiri kızın midesinde bulunan suyla tutmuyor. | Open Subtitles | و لكن ليست أي منها متناسقة مع الماء الذي حصلت عليه من معدتها |
| Siz federaller yaşamayı iyi biliyorsunuz ama o kadar pahalı bir çimeni kazacak kadar da değil. | Open Subtitles | انتم أيها المححقون تعيشون حياتاً جميلة و لكن ليست جميلة جداً بحيث تنبشون في التربة الغالية |
| Söylediklerin çok iyi etki yaptı ve anketlerde içten bir yükselme yaptı ama umduğumuz kadar değil. | Open Subtitles | . . ما قلته في القاعة كان ممتازاً , و , هناك دفعة في استطلاع الرأي ناحيتك و لكن ليست الدفعة التي كنا ناملها |
| ama sonraki treni bekleyen insanların önceliği yok. | Open Subtitles | و لكن ليست سيادة الناس اللذي ينتظرون قطاراً متأخراً ؟ |
| Ben de seni önemsiyorum. Bu şekilde değil ama. | Open Subtitles | و أنا أكترث لأمرك ، و لكن ليست بهذه الطريقة |
| ama bununla başa çıktınız, bir seyahate gittiniz ama bu sıradan seyahat değildi. | Open Subtitles | لكن للتعامل مع الأمر، أنت قومت برحلة صغيرة، و لكن ليست عادية. |
| Pekala suç savaşçıları, size eski ama pek hoş olmayan bir dava sunacağım. | Open Subtitles | حسنا,أقدم لكم يا محاربي الجريمة قضية قديمة و لكن ليست جيدة |
| Evet ama işler böyle yürümüyor. | Open Subtitles | نعم ، و لكن ليست بهذه الطريقة تجري الأمور |
| Tamam, stafilokok enfeksiyonu kaptı ama ciddi derecede değil. | Open Subtitles | حسنٌ، لقد أُصيب بالمكورات العنقودية و لكن ليست النوع السيء |
| Yanımda bir şey var ama bir şeye benzemiyor. | Open Subtitles | لا أملك سوى هذة و لكن .. ليست مشكلة |
| Bu narin yaratıklara bizim diyebiliyoruz ama arzuları öyle değil! | Open Subtitles | نستطيع ان نطلق على هذه المخلوقات الضعيفة ملكنا... و لكن ليست لشهيتنا |
| Sadece farklı ama başka bir şeyi yok. | Open Subtitles | مختلفة و لكن ليست أقل من الآخرين |
| ama her ilişki sonsuza kadar sürecek diye bir şey yok. | Open Subtitles | و لكن ليست كل علاقة ستبقي للأبد |
| Bu konuyu aşmak için yardımına ihtiyacı var; ama senin yardımına değil | Open Subtitles | هو يحتاج المساعدة و لكن ليست مساعدتك |
| ama bütün tanklar bildiğimiz tanklar gibi değil. | Open Subtitles | و لكن ليست كل الدبابات تبدو كالدبابات |
| ama senin verdiğin tepki bu değildi. | Open Subtitles | و لكن ليست هذه الطريقة التي تصرفتِ بها |
| Zor, ama imkansız değil. | Open Subtitles | - مهمة صعبة و لكن ليست مستحيلة - |