| Sorgu yargıcının raporu da bunu destekliyor. Yani McCall, nefsi müdafaaydı demek için Hastings'in tornavidayla üstüne geldiğine dair yalan söyledi. | Open Subtitles | وتقرير الطبيب الشرعي يؤكد ذلك اذا ماذا,ماكول كذب قال ان هاستينغس لحق به |
| Göğüs kısmındaki doku hasarı da bunu destekliyor. | Open Subtitles | يبدو أنّ الضرر على الأنسجة في الجذع يؤكد ذلك. |
| Onun, söylediği kişi olduğunu sanmıyorum ve bunu destekleyecek bir kanıt bulacağım. | Open Subtitles | أعتقد أنها كاذبة وسأعثر على دليل يؤكد ذلك |
| Elimizde bunu destekleyecek bir şey yok. | Open Subtitles | ليس لدينا ما يؤكد ذلك |
| Bilgisayar seyir defteri, bu geminin Thor'un bulunduğu gemi olduğunu onaylıyor. | Open Subtitles | سجل الحاسوب يؤكد ذلك هذه نفس السفينة التي كان عليها ثور |
| Kolundaki taze yanık izi de bunu onaylıyor. | Open Subtitles | والجرح الجديد الذي على ذراعك يؤكد ذلك |