| Bu cömert teklifi imzalamayı reddetmesi özgürlüğümüze tehdit olduğunu kanıtlıyor. | Open Subtitles | رفضه التوقيع على هذا العرض السخي يثبت أنه يشكل تهديدا على حريتنا |
| Sanırım bu onun sadece insan olduğunu kanıtlıyor. | Open Subtitles | أفترض أن يثبت أنه إنسان فقط. |
| Bu da sabotaj olduğunu kanıtlıyor. | Open Subtitles | مما يثبت أنه حادث تخريبي |
| Morelli onu vurduğunda silahlı olduğu kanıtlandı. Morelli temiz yani. | Open Subtitles | مما يثبت أنه كان مسلحا عندما (موريللي) اطلق النار عليه، لذلك هو كعكة نظيفة |
| Erin'i öldürenin kendisi olduğu kanıtlandı. | Open Subtitles | توريك " يثبت أنه من قتل الفتاة " |
| Bu sadece kaçık olduğunu kanıtlar. | Open Subtitles | هذا يثبت أنه كان ضعيف العقل تماما |
| Bence yanılıyorsun, Şerif. Bence onun burada yani Haddonfield'da olduğunu kanıtlar. | Open Subtitles | أظنك مخطئاً أيها الشريف أظنه يثبت أنه هنا في (هادونفيلد) |
| Dubois'ya birinci raund da değerli bir rakip olduğunu kanıtlaması için bir şans verilecek. | Open Subtitles | سوف يُمنح ديبوا الفرصة كى يثبت أنه مقاتل يستحق، فى الجولة الأولى |
| Dubois'ya birinci raund da değerli bir rakip olduğunu kanıtlaması için bir şans verilecek. | Open Subtitles | سوف يُمنح ديبوا الفرصة كى يثبت أنه مقاتل يستحق، فى الجولة الأولى |
| Ki bu da senin olduğunu kanıtlıyor. | Open Subtitles | نعم، وهذا ما يثبت أنه أنت. |
| - Verrat ajanı olduğunu kanıtlar! | Open Subtitles | إنه يثبت أنه من الفيرات. |