| Ayrıca uygun bir vericiyi bulmayı da inanılmaz zor kılıyor. | Open Subtitles | و يجعلُ منَ الصَعب جداً أيضاً إيجاد مُتبرِّع مُناسِب |
| "Seni seviyorum" diye telefon açmak, cep telefonunu mucizevî kılıyor. | Open Subtitles | في منتصفٍ نهارٍ سيء يجعلُ الهاتِف النقال شيئاً عجائبياً |
| Bir köpek alamıyoruz ve bu bizi eşit kılıyor. | Open Subtitles | الآن لا يمكننا تبني كلباً لذلك أعتقد أنَّ هذا يجعلُ منا متعادلين |
| Bu herşeyi ilginç kılıyor. | Open Subtitles | وهذا ما يجعلُ لكلِّ شيءٍ متعة |
| Ve maalesef Noel Baba sakalları, yüz tanımayı imkânsız kılıyor. | Open Subtitles | ولسوءِ الحظِ فإنَّ تنكرهم كـ(سانتا) يجعلُ من الصعبِ إدراجهم تحت برنامجِ التعرف الوجهي |