| Ölmek üzere olan yaşlı bir adam genç bir kızın memesinden süt emiyor. | Open Subtitles | لكن هكذا ينتهي رجل كبير السن يحتضر يرضع الحليب من ثدي إمرأة صغيرة |
| Ve annesini emiyor. | Open Subtitles | و الطريقة التي يرضع بها من صدر أمه |
| O zaman iki göğsünden de aynı anda emmek zorunda kalır. | Open Subtitles | حسنًا , عندها سوف يرضع من كلا الثدين في وقتٍ واحد. |
| "Yalakamak"'ın kısaltması. | Open Subtitles | قصيرة "يرضع". |
| Şu çocuğa baksana. Sanki yarına süt kalmayacakmış gibi emziriyor. | Open Subtitles | انظرا إلى هذا الطفل، يرضع وكأنه ليس هناك غداً |
| Şimdi, Alec Baldwin'in kardeşlerini emzirirken ne hissettiğini anlıyorum. | Open Subtitles | الآن أعرف شعور آليك بالدوين حينما يرضع إخوانه |
| Paul ananın memesini sömürürken sen neredeydin? | Open Subtitles | اين كنت عندما كان بول يرضع امك؟ |
| Bu oyuncu yavru her gün süt emiyor. | Open Subtitles | يرضع الصغير المرح من أمّه كلّ يوم |
| "...emiyor ebesini ölümüne." | Open Subtitles | - الذى يرضع وهو نائم ؟ |
| Em. emiyor, emiyor. | Open Subtitles | إنه يرضع, يرضع! |
| Tek isteği emzirilen bebekler gibi kundaklanıp şişko memeleri emmek olan bir adam. | Open Subtitles | رجل رغبته الوحيدة هو أن يُلف في قماش بينما يرضع من ثدي كبير بلا حليب كطفلٍ رضيع. |
| Bir saattir beslemeye çalışıyorum ama emmek istemiyor... | Open Subtitles | أحاول إطعامة منذ ساعة ولا يريد أن يرضع |
| "Yalakamak"'ın kısaltması. | Open Subtitles | قصيرة "يرضع". |
| Evet, bir şey yavruları emziriyor. | Open Subtitles | أجل، هناك ما يرضع الصغار |
| Şimdi, Alec Baldwin'in kardeşlerini emzirirken ne hissettiğini anlıyorum. | Open Subtitles | الآن أعرف شعور آليك بالدوين حينما يرضع إخوانه |
| Paul annesinin memesini emerken, sen neredeydin? | Open Subtitles | أين كنت عندما كان (بول) يرضع من ثدي أمّه؟ |