| Ailesi burayı satın aldı. Bu hastane, her şey milyonlar değerinde. | Open Subtitles | عائلتها تملك هذا المشفى, الذي يساوي الملايين. |
| Burada gerçek madenin milyonlar değerinde olduğu yazıyor. | Open Subtitles | يقول هنا أن المنجم الأصلي يساوي الملايين. |
| Ve bugün, o öldükten sonra tahtı milyonlar değerinde. | Open Subtitles | واليوم ، وبعد أن مات عرش يساوي الملايين |
| Efsaneye göre milyonlar değerindeki hazineyle kaçmadan önce adayı saatlerce kuşatma altında tutmuşlar. | Open Subtitles | تقول الأساطير أنهم وضعوا حصار على الجزيرة لساعات قبل الهروب بكنز يساوي الملايين |
| Bir servet. Bahse girerim o küçük şebeğin milyonları vardır! | Open Subtitles | أراهن أن هذا القرد الصغير يساوي الملايين ! |
| Bu milyonlar eder ek bir gelirle, milyonlar eder! | Open Subtitles | وهذا قد يساوي الملايين لك وملايين مضاعفه من الارباح |
| - Vay be, öyle bir şey milyonlar değerinde olmalı, değil mi? | Open Subtitles | شيئ كهذا يساوي الملايين ربما |
| İlk önce Jake'in milyonlar değerinde olduğunu şimdi de o e-postaları benim gönderdiğimi söylüyorsunuz. | Open Subtitles | أولاً تخبرني أن (جيك) يساوي الملايين والآن تخبرني أنني من يرسل تلك الإيميلات؟ |
| Öyle bir şey milyonlar değerinde olmalı, ha? | Open Subtitles | شيئ كهذا يساوي الملايين ربما |
| Ünlü eti pazarında milyonlar eder. | Open Subtitles | انه يساوي الملايين في سوق لحوم المشاهير |