| Arabayı bir daha ödünç alırlarsa, kocanıza söyleyin. | Open Subtitles | عندما يستعيرون سيارة زوجك لاحقا , أخبري زوجك |
| Ağaca çiçeği ödünç aldıklarını,dönünce geri vereceklerini söylerlermiş. | Open Subtitles | وكانوا يقولون للشجره أنهم يستعيرون هذه الزهرات وانهم سوف يعيدونها |
| Trip'e meydan okudular ve arabayı onlara ödünç verdim. | Open Subtitles | هم أرادوا أن يتحدوا تريب تركتهم يستعيرون السيارة و كانت لمرة واحدة |
| Ağaca çiçeği ödünç aldıklarını,dönünce geri vereceklerini söylerlermiş. | Open Subtitles | وكانوا يقولون للشجره أنهم يستعيرون هذه الزهرات وانهم سوف يعيدونها |
| Bayan, federaller annesinin arabasını görev için ödünç almazlar. | Open Subtitles | سيّدتي، المارشالز لا يستعيرون سيارات أمهاتهم للمهمات. ذلك لا يحدث. |
| "Hiçlik" içinde, parçacık ve anti-parçacık çiftleri olarak kısa bir anlığına yokluktan enerji ödünç alıp yok etmeden ve tekrar geri ödemeden önce bir tür kaynama, enerjik bir dans var. | Open Subtitles | داخل العدم، هناك نوع من الأزيز، رقص ديناميكي كأزواج من الجسيمات والجسيمات المضادة يستعيرون الطاقة من الفراغ للحظات وجيزة |
| Atları ödünç alıp binmeye giderler. | Open Subtitles | وكانوا كُلهم يستعيرون الخيول لركوبها |
| Karıları şeker ödünç alıyorlar. | Open Subtitles | الزوجات يستعيرون السكر |