| Bu da seni ya ömrünün sonuna kadar hapse sokacak ya da iğneyle idam için bir masaya oturtacak. | Open Subtitles | والذي من شأنه إما أن يضعك في السجن مدى الحياة أو ملقي على طاولة بالإنتظار كي تعدم بالحقنة المميتة |
| Başını belaya sokacak! | Open Subtitles | أنه يضعك في ورطه |
| Barney, bu durum seni zor duruma sokacak, biliyorum. | Open Subtitles | الآن (بارني)، أعلم أن هذا يضعك في موقف صعب |
| Sizi yürümekte olduğunuz patikadan daha iyi bir yola sokar. | Open Subtitles | من الممك أن يضعك في طريقٍ أفضل من الطريق الذي كنت فيه |
| Sanırım bu seni zor bir duruma sokar. | Open Subtitles | الإختطاف على قائمتي من الجرائم أيضاً، هذا يضعك في بقعة قاسية، مع ذلك. |
| Bu, sizi gerçeklikle düzenli bir ilişkiye sokar. | TED | إنه يضعك في العلاقة السليمة مع الواقع. |
| - Buraya gelip benimle görüşmen bile seni riskli konuma sokar. | Open Subtitles | فقط رؤيتك تتحدثين معي يضعك في خطر |
| Bu seni tuhaf bir pozisyona sokar biliyorum. | Open Subtitles | وأنا أعلم أنه يضعك في موقف حرج |
| bu seni daha fazla riske sokar. Ne hakkında? | Open Subtitles | لكنه يضعك في خطر كبير- من ماذا؟ |