| En iyi fikirler, bir dağın zirvesinde güzel bir gün batımına sahip restoran ya da muhteşem manzaralı bir teknedeki restoran gibi fikirlerdir. | TED | فكانت أفضل الأفكار هي اقتراحات كبناء مطعم على قمة جبل مع غروب شمس جميل، أو مطعم على قارب يطل على منظر خلاب. |
| Biz daha çok nehir manzaralı köşklerde oturmaya alıştık. - Ama yine de tutuyoruz. | Open Subtitles | لقد كنا نعيش فى مكان أوسع يطل على النهر ولكن اضطررنا أن ننتقل لهنا |
| Bana East Nehri'nin enfes manzarasına bakan Park Avenue'deki teras katlarından birine layık olduğumu söyledi. | Open Subtitles | قال أننى أنتمى إلى منزل راقى فى حى بارك فينى يطل على منظر شرق النهر الرائع |
| Şehri tepeden gören şirin bir lokantada yedim. Çok güzeldi. | Open Subtitles | فى مطعم جميل يطل على المدينة, المنظر كان رائعا |
| GöI kenarındaki yaInız yaşamım da bitti... | Open Subtitles | و كيف خرجت من حياة العزله وحيث كنت أعيش وحدى فى كوخ يطل على بحيره |
| Kocaman, birinci sınıf bir otel orada duruyor ve direk bu çöp yuvasına bakıyor. | Open Subtitles | لدى فندق فخم يقف هناك... . و يطل على القاذورات الرخيصه |
| Şunun gibi. Ama yolun karşı yakasında. Okyanus manzaralı. | Open Subtitles | عدا إنه يجب أن يكون على الطرف الآخر من الطريق لأنه يطل على المحيط |
| Ama yolun karşı yakasında. Okyanus manzaralı. | Open Subtitles | عدا إنه يجب أن يكون على الطرف الآخر من الطريق لأنه يطل على المحيط |
| Sadece görevliyi arayın ve dağ manzaralı bir süit istediğinizi söyleyin. | Open Subtitles | بالطبع فقط اتصل بالبواب وأمره أن يحجز لك جناحاً يطل على النافورة |
| Orman manzaralı bir köşe süiti varmış. Şu an için müsait ama hemen dolar. | Open Subtitles | قالت أنها تمتلك جناح متاح يطل على الغابة. |
| Koy manzaralı suit odamızı takdim etmekten memnuniyet duyarım. | Open Subtitles | لدينا عرض لجناح فاخر يطل على الخليج لفترات ممتدة |
| Fakat babanız, golf sahasına bakan Yeni eviniz için, ...yakın zaman önce, Büyükçe bir peşinat ödedi. | Open Subtitles | ولكن والدك دفع للتو دفعة أولى كبيرة لشراء بيت جديد يطل على ملعب الغولف |
| Liman tarafına bakan bir evim var. | Open Subtitles | أقصد ، أملك منزلا يطل على المرفأ |
| Efsaneye göre, köye tepeden bakan bir mağara bir zamanlar Morgan "La Fée"nin eviymiş. | Open Subtitles | وفقاً للإسطورة هناك كهف يطل على القرية "كان مسكن لـ "مورغان لو فاي |
| Bu yüzden tüm köyü gören bir sarayda yaşardık. | Open Subtitles | لذا قد عشنا في قصر يطل على القرية بأكملها |
| Yoga stüdyosunu gören başka masa yok. | Open Subtitles | لا يوجد أي منها يطل على مركز اليوغا |
| Bedava giysiler, okyanusu gören daire, ...küçük mavi haplar için sonsuz kaynak. | Open Subtitles | ... ملابس مجانية , مكان يطل على المحيط وإنهاء تجهيز بعض الحبوب الزرقاء الصغيرة |
| Ben cam kenarındaki yatakta yatacağım. | Open Subtitles | سأأخذ السرير الذى يطل على النافذة |
| Bu azmini o herifi havuz kenarındaki evden atmak için kullan. | Open Subtitles | استعملي عنادك ذلك... في إخراجه من بيتي الذي يطل على حوض السباحة |
| Kocaman, birinci sınıf bir otel orada duruyor ve direk bu çöp yuvasına bakıyor. | Open Subtitles | لدى فندق فخم يقف هناك... . و يطل على القاذورات الرخيصه |