| Ben hatırlamıyorum ama o beni iyi tanıdığını söylüyor. | Open Subtitles | أنا لا يمكنني التذكر ولكنهُ يقول أنهُ يعرفني جيداً |
| O kontrolden çıkmış. Seni öldüreceğini söylüyor. | Open Subtitles | لا يستطيع التحكم بنفسة يقول أنهُ سوف يقتلك |
| Dosyayı ait olduğu yere. 1. Bölge'ye gönderdiğini söylüyor. 1. | Open Subtitles | و الذي يقول أنهُ أرسلهُ إلى الدائرة الأولى التي هيَ مسؤولَه عنه |
| - O gece başkasına çalıştığını söylüyor. | Open Subtitles | لكنهُ يقول أنهُ يعمل لصالح شخص آخر تلك الليلة |
| Bu adam 14 Temmuz'da Oval Ofiste toplantıya katıldığını söylüyor. | Open Subtitles | هذا الشخص يقول أنهُ حضر إجتماع في المكتب البيضاوي يوم 14 يوليو. |
| Öldüğünü söylüyor. Sonsuza dek yaşamak istediğini söylüyor. | Open Subtitles | يقول أنهُ يحتضر، وأنهُ يريد العيش للأبد. |
| İyi olduğunu söylüyor. Onu evine götür. | Open Subtitles | يقول أنهُ بخير، خُذيهِ إلى بيتِه |
| Evet ama John onlara güvenmememiz gerektiğini söylüyor. | Open Subtitles | اجل ، لكن (جون) يقول أنهُ لايجدر بنا أن نثقَ بهم |
| Anlatsa da inanmayacağınızı söylüyor. | Open Subtitles | يقول أنهُ مهما قال، فلنْ تُصدقه... |
| Dagan, Batiatus Hanesi'ni kan ile onurlandıracağını söylüyor. | Open Subtitles | (داجين) يقول أنهُ سوف يٌشرف منزل (باتيتوس) بمنحهِ دمائه... |
| Teller'ın en yakın dostu olduğunu söylüyor. | Open Subtitles | يقول أنهُ كانَ صديقَ (تيلر) المقرب |