"ينبض" - Traduction Arabe en Turc

    • atıyor
        
    • atıyordu
        
    • atmaya
        
    • çarpıyor
        
    • atışı
        
    • atmıyor
        
    • atışını
        
    • kalbim
        
    • atarken
        
    • atışları
        
    • atıyorsa
        
    • atar
        
    • atıyormuş
        
    • nabzı
        
    • attığı
        
    Mecnuniks'in kalbi aylardır sadece Yunan Prensesi İrena için atıyor. Open Subtitles لبعض الوقت الآن, قلب ألافوليكس ينبض فقط لإيرينا أميره اليونان
    Ve ben sadece onun küçük kalbini hissediyordu Bitene kadar çok hızlı atıyor. Open Subtitles و كنت أستطيع الشعور بقلبها الصغير ينبض بسرعة عالية إلى أن تنتهي النوبة.
    Yamaç atlayışı aşırı seksiydi. kalbim hala küt küt atıyor, bak. Open Subtitles يا الهى عندما قفزت كنت مثير جداً قلبى مازال ينبض سريعا
    kalbim küt küt atıyordu, aynen şimdi düşünürken olduğu gibi. Open Subtitles قلبي كان ينبض بسرعة كما لو انني الآن افكر به
    Birkaç saniye içinde şuurunu kaybedeceksin ama kalbin atmaya devam etmeli. Open Subtitles ستفقد الوعى خلال لحظات. يجب أن تجعل قلبك ينبض.
    Yolda görünce, konuştuğunu duyunca kalbim öyle atıyor ki sanırım dağda duymayan yoktur. Open Subtitles أراه على الأفق، وأسمعهيتحدث.. قلبي ينبض لدرجة أنّ أشعر بأن الكل هنا يسمعه
    Karşımda duran şeyleri anlamaya çalışırken kalbim hızla atıyor, başım dönüyordu. TED قلبي ينبض بسرعة، أصبت بالدوار في رأسي، محاولة فهم ما الذي يقف أمامي.
    Sorun kalbinde. Deli gibi atıyor. Böylesini hiç görmedim. Open Subtitles قلبه ينبض بشكل جنوني لم أرى شيئ يشبه ذلك من قبل
    Kalbi hâlâ atıyor ama durumu kötüye giderse böyle bir durumda nasıl bir tepki vereceğini bilemeyiz. Open Subtitles قلبه ما زال ينبض و لكن إذا تدهورت حالته الصحيّة لن يكون هناك أيّة طريقة لمعرفة ردّة فعله لسلسلة أخرى من هذا القبيل
    Oğlum hâlâ nefes alıyor. Kalbi hâlâ atıyor. - Hissedebiliyorsunuz. Open Subtitles إبني مازال يتنفس وقلبه ينبض بإمكانك رؤية ذلك
    Boynundaki küçük damara bak, atıyor. Open Subtitles ارى لديك اكليلا من الزهور حول عنقك، انه ينبض
    Onun kalbi başkasının göğsünde atıyor. Bu beni rahatsız ediyor. Open Subtitles أن ينبض قلبه في صدر إيرلندي كاثوليكي لعين هذا يُشعرني بالغثيان.
    Ne zaman böyle parlatılmaya muhtaç birini görsem kalbim neden böyle küt küt atıyor? Open Subtitles دائماً ينبض قلبي عندما أرى شيئاً ينتظر أن يصقل
    Onunla beraberken kalbim o kadar hızlı atıyor ki bayılacağım diye korkuyorum. Open Subtitles "عندما يقترب مني، ينبض قلبي بسرعة لدرجة أنني أخشى أن يغمى علي"
    Senin kalbin o zamanlar atıyordu, ama onunki 13 yıl önce durmuştu. Open Subtitles قلبك لا زال ينبض, و قلبها قد توقف منذ 13 عاماً
    Eğer kalbi bir an önce atmaya başlamazsa onu daha fazla baypasta tutamayız. Open Subtitles إذا لم ينبض قلبه قريباً فلن نفصله عن المجازة
    Birden kendimi bir endişe krizinin ortasında buldum, kalbim çarpıyor ve soğuk ter dökmeye başlıyorum. Open Subtitles وفجأةً أصبحت في منتصف هجوم من القلق قلبي ينبض بسرعة وبدأت أعرق كالخنزير
    Tommy, iki yumruğu ve düzenli kalp atışı olan herkesin şansı var. Open Subtitles طومى،أى شخص لدية صدر وقلبة ينبض لدية فرصة
    Daniel'ın kalbi artık atmıyor olabilir, ama annelik içgüdüm hiçbir zaman gitmesine izin vermeyecek. Open Subtitles قلب دانييل لم يعد ينبض ولكن غريزة الأمومه لا تدعه يذهب
    Birkaç özel şeyler var, bunlar kalbinin atışını hızlandırır. Open Subtitles بعض الأشياء القليلة المميزة تجعل قلبك ينبض بسرعة
    Evet, beynime kan pompalayan bu kalbim sayesinde akla yatkın kararlar alabiliyorum ve bu adi, maddeci gün tarafından sindiril-- Open Subtitles نعم , قلبي الذي ينبض بالدم الى عقلي لأستطيع القيام ببعض القرارات العقلانية و الابتعاد عن تلك الأمور المادية الرخيصة
    Andre için ona süper insan gücü versin diye kurbanının kalbini.... ...hala atarken yer derlerdi. Open Subtitles يقولون ان اندرى ياكل قلب الضحية بينما مازال ينبض لينال طاقة بشرية خارقة
    Vücudu o kadar soğumuştu ki kalp atışları tamamen durmuştu. Kelimenin tam anlamıyla donarak ölmüştü. TED لقد كانت باردة جدًا ولم يكن قلبها ينبض بكل الأشكال كانت ميتة بالتجمد.
    Eğer kalbi atıyorsa, ilk 10'a bile giremez. Open Subtitles لو ان قلبها مايزال ينبض فهي لن تحظى بالأولوية عندي
    Her mahkumun taşlaşmış kalbinde, 10 yaşında bir çocuğun kalbi atar. Open Subtitles بداخل كل مجرم قاس ينبض قلب طفل بعمر العاشرة.
    Parmağı çevreleyen dokulardaki kanlanma durumu yüksek parmağı kestiklerinde kalbi hala atıyormuş. Open Subtitles مستويات تشبع الدم في الانسجة المحيطة مرتفعة كان قلبه مازال ينبض عندما بتروا له اصبعه
    Ama biraz sarhoş olduğunda, nabzı atan her canlıyla yatar o. Open Subtitles لكنّ حينما يحتسي بعض المشروبات فسيعاشر أيّ شئ ينبض ويحمل شعراً في وجهه
    "Confessor Ana'nın saf kalbi attığı müddetçe Gardiyan, başarısızlığa mahkumdur." Open Subtitles " طالما أنّ قلب المؤمنة المُعترف ينبض ، .فـ"الصائن"، ملعونبالأخفاق"

    Les mots et expressions les plus fréquents

    Arabe-Turc: 10k, 20k, plus | Turc-Arabe: 10k, 20k, plus