| Ayrıca mutlu bir bilim adamı dava açmaz ve sığırsız et üretirdi. | Open Subtitles | ولأنه عالمٌ سعيد لن يُقاضينا , يصنع لنا لحم بلا أبقار يصنع العلم, |
| Bizi dava etmiyor, sadece şikayette bulunuyor. | Open Subtitles | انة لا يُقاضينا انة يتقدم بدعوى |
| Mesele şu ki, ona yaptığımız veya muhtemelen yapmadığımız her ne ise, bundan dolayı bizi dava etmeyeceğini bilene dek Phil'in yeni projelerde yer alması konusunda rahatsızlar. | Open Subtitles | الأمر المهم , إنهم غير مرتاحين لعلمه بالمُنتج الجديد ريثما نعلم بأنه لن يُقاضينا لأي شيء عمله أو من المحتمل أن يعمله لن يحدث |
| Kes şunu. Baban bizi dava ediyor. | Open Subtitles | اصمت , والدك يُقاضينا |
| Onlar sadece onun dava yerleşti . | Open Subtitles | يريد أن يُقاضينا |
| Ve Figueroa'daki kimyasaI madde satıcısı bize dava açtı... | Open Subtitles | وتاجر المواد الكيمياوية ذلك في (فيجويروا) يُقاضينا الآن... |