| Rezervasyondaki evlerin En az yüzde 60'ı siyah küfle kaplanmış durumda. | TED | 60 بالمئة على الأقل من بيوت المحمية يتفشى بها العفن الأسود. |
| Çünkü ticari şirketler En baştan beri sizden alabileceklerinin hepsini almak için tasarlanmışlar. | TED | لأن الشركات التجارية مصممة بطبيعتها للحصول على أكبر قدر منكم يمكنهم أن يأخذوه. |
| Dünya üzerinde sadece bir canlı, kendine bütün habitatlarda yaşama imkani sağlayabilmiştir. | Open Subtitles | مخلوق واحد فقط نحت حياة لنفسه في كل موطن ٍ على الارض. |
| Dünya üzerinde sadece bir canlı, kendine bütün habitatlarda yaşama imkanı sağlayabilmiştir. | Open Subtitles | مخلوق ٌ واحد فقط نحت الحياة لنفسه في كلِّ موطن ٍ على الارض |
| - Her neyse, aslında çok güzel bir iş yaptın, lad. | Open Subtitles | على اية حال ، لقد قمت بعمل رائع يا لاد رائع |
| Dünyanın asıl sorununa odaklanabilmek için işimi bıraktım: Kara Mayınları | TED | ترك وظيفتي للتركيز على مشكلة العالم الحقيقي : الألغام الأرضية. |
| Gerçek anlamda milyonlarca insanın yaşamına önemli değişiklikler getirebilme ve küresel çapta koruyucu hekimlik konusunda bir fırsat penceresi ile karşı karşıyayız. | TED | إذن توجد فترة زمنية حرجة علينا صنع فرق هام ليتمكن من التأثير على حياة ملايين البشر ونمارس الطب الوقائي على مستوى علمي |
| - Bir şey olmamıştır. Büyük ihtimal. - ...ava gitmişlerdir. | Open Subtitles | لو انهم لم يبتعدوا كثيراً على الارجح انهم في الصيد |
| Ve En iyi haber ise cerrahların araştırma yapmamız gerektiğini bilmesidir. | TED | وأفضل الاخبار على الاطلاق أن الجراحين يعلمون اننا نحتاج لعمل البحوث. |
| Hepimizin kalbimizin En derininde biliyoruz ki evrende işler bu şekilde yürümüyor. | TED | و كلّنا يعلم في صميمه بأن الكون لا يسير على هذاا المنوال. |
| Peki, birakin da size aciklayayim... Gelmis gecmis En zeki adamin Iskoc oldugunu. | TED | لذا دعونى أن أشرح لكم أن أذكى رجل أسكتلندى على الإطلاق بين الأسكتلنديين. |
| Peki, bu uzay çağı maddesini, En azından önceleri uzay çağı maddesi diye adlandırdığımız bu maddeleri yani plastikleri ne yapacağız? | TED | فإذاً ما الذي يمكننا فعله تجاه هذه المواد المعمرة أو على الأقل ما كنا نسميه المواد المعمرة ، هذه المواد البلاستيكية؟ |
| Ve bu video yakın zaman önce yılın En iyi belgesel ödülünü aldı. | TED | وهذا هو الفيديو الذي حصل فعلا على جائزة كأفضل فيلم وثائقي لهذا العام. |
| Dünya üzerinde sadece bir canlı, kendine bütün habitatlarda yaşama imkanı sağlayabilmiştir. | Open Subtitles | مخلوق ٌ واحد ٌ فقط نحت حياة لنفسه في كل موطن ٍ على الارض. |
| - Her şeye hep sen karar veriyorsun. - Çünkü küstahın biriyim. | Open Subtitles | ــ أنتَ دائماً تملى على ما يجب أن أفعله ــ لأنى متكبـّر |
| - Görevimi. - Her şeyin yolunda olduğundan emin misin? | Open Subtitles | واجبى هل أنت متأكد أن كل شئ على ما يرام؟ |
| - Her şeyin içine ettim, hem de şahane bir şekilde. | Open Subtitles | ما الذى يحدث على سفينتى؟ لقد أرتكبت أشياء لعينة وأشياء جيدة |
| Dikkatsizlik için sık sık duyduğunuz bir diğer açıklama da gururdur. | TED | وتفسير آخر ربما يخطر على بالكم .. متعلق بالاهمال انه الغطرسة |
| Dağa kayak yapmaya gideceğiniz zaman ise arabaya eşyalarınız için farklı aksesuarlar alabilirsiniz. | TED | وعندما تذهب للتزلج على الجبال، تأخذ معك مختلف الإكسسوارات في السيارة. للقيام بالتزلج. |
| Tarımın devlet desteğine muhtaç kalması ve başarı oranı düşük okullar kırsaldaki yoksulluğun şehirdekinden kat kat yüksek olması. | TED | إنها الاتكالية على إعانات المزارع و المدارس ذات الأداء الضعيف و نسبة الفقر العالية في المناطق الريفية عن الحضرية. |
| Feingold, Bay Fisher, şu kapının arkasında... - Bir oyuncu o. | Open Subtitles | انه السيد فيشر أنه على الجانب الآخر من الباب إنه ممثل |