| Aynı zamanda çıtır bir kurtadam anası veya kovboy hardalı, Oslo, Norveç. | Open Subtitles | انه اما مقرمش بالأم الذئبية او راعي بقر بالخردل اوسلو , النرويج |
| Artık hindimizin dışı çıtır çıtır, içi ise pişmiş bizi bekliyor ... | Open Subtitles | الآن يفترض ان يكون الديك مقرمش من الخارج وطري من الداخل |
| - Bana içinde et olan çıtır külahlardan ver. | Open Subtitles | أعطني أحد تلك الخبزات المقرمشة التي بداخلها لحم |
| Tek başına içecek 99p ve sıcak, çıtır çıtır patates kızartması 1.50 pound. | Open Subtitles | الشراب لوحده يكلّف 99 بنس، ومع البطاطس المقرمش 1.50 باوند |
| Dışır, çıtır çıtır ve kızarmış, ama içi güzel ve pişmiş. | Open Subtitles | مقرمشة و محروقة من الخارج لكن شهية و طرية من الداخل |
| Erkeklerin çıtır saat 12:00'de 3:00'de saati bir harita gibi kullanarak yön belirtmektir. | Open Subtitles | سبب قول الفتيان فتاة مثيرة في الـ 12: 00 أو الـ 3: |
| çıtır şeyleri seviyorum. | Open Subtitles | إنني أحب الأشياء القابلة للمضغ. |
| Ve bu Gevrek çıtır Girişimi için iyi bir hamle çünkü siz gençler 5500 kapşonlu için cebinizden tek kuruş çıkarmayacaksınız. | Open Subtitles | هذه بداية موفقة لظهور علامة "كريسب" وسط عالم الشركات لأنكما لن تدفعا أي شيء من جيوبكما لصناعة 5500 سترة |
| Bu yüzden Pekin ördeğinin her zaman daha çıtır olduğu Hunan Palas'a gelin. | Open Subtitles | سوف تاتون الى قصر هونان حيث البط البكيني اكثر قرمشة دوماً |
| - Birincisine çıtır adını verdim. | Open Subtitles | -الأولى تدعى (جالبيت ) |
| Bu da benim çıtır kızlarımdan biri. | Open Subtitles | هنا واحد من فتياتي الصغيرات المثيرات اسميها كانامون |
| Ama önce, spor amaçlı taşıtlar, çıtır tavuk sandviçleri ve harika bir mavi hap hakkında hayal kuracağım. | Open Subtitles | لكن أولاً سأحلم بسيارة رياضية مستقبلية وشطيرة دجاج مقرمش ، وحبة زرقاء جميلة |
| - Ton balığını ve çıtır soğan halkasını bu saatte nerede bulacağız? | Open Subtitles | من أين سنحصل على توتة الساخنة مع بصل مقرمش في هذه الوقت ؟ |
| Çok ince, çıtır çıtır, ama nasıl oluyorsa hala sulu. | Open Subtitles | نحيل, مقرمش, وبطريقة ما مازال مليء لا اعرف كيف يقومون بهذا |
| Bir iyi pişmiş burger, çıtır patates ve ekstra jambonlu Denver omleti. | Open Subtitles | تلك شطيرة لحم أعدت جيداً مع البطاطا المقرمشة مع صحن بيض واللحم الإضافي |
| Kozhelvalı ve çikolatalı ve çıtır gofretli böyle. | Open Subtitles | والرقاقة المقرمشة إذا كان بإمكانكِ شراء واحدة |
| Hatta, taco ısmarlamak yerine, et, yeşillik ve peynir ve bir de zarfa benzeyen çıtır şeylerden istemiştin. | Open Subtitles | في الواقع، عوض أن تطلب التاكو... ''طلبتَ ''لحم، خسّ، و جبنة ''في أحد المغلّفات المقرمشة بشكل هلاليّ''. |
| çıtır Kurabiye veya Tarçınlı çıtır Ekmek. | Open Subtitles | إما البسكويت المقرمش أو خبز القرفة المطحون |
| Çin brokolili çıtır domuz eti en meşhur yemeğimiz. | Open Subtitles | طبق لحم الخنزير المقرمش مع البروكولي هو الطبق الأكثر شعبية لدينا. |
| Halloween, bir çocuğa büyükannesinin bir iblis olduğunu ve onları fare güveci ve çıtır yara kabuğu ile beslendiğini söylediğiniz sihirli gündür. | Open Subtitles | مع شرائح مقرمشة من جلدها يجب على الأطفال معرفة الخوف من دونه , لن يعلموا كيف يتصرفون |
| Bayırturpu ve çıtır patatesle süslenmiş brioche ekmekli kobe bifteği. | Open Subtitles | لدينا لحوم البقر كوبي علي بريوش مُحمص فوقه بطاطا مقرمشة ، الفجل ، و كريمه طازجة |
| Tangalı çıtır burada..! | Open Subtitles | فتاة مثيرة ترتدي سروالاً صغيراً |
| çıtır şeyleri çok severim. | Open Subtitles | إنني أحب الأشياء القابلة للمضغ. |
| Haydi. çıtır çıtır. Kıtır kıtır. | Open Subtitles | هيّا، "تجين تجين" "كريسبي كريسب" |
| - Bu çıtır. | Open Subtitles | -هذه (جالبيت ) |
| Mmm, sanırım şu çıtır bana dokunmak için ölüyordur. | Open Subtitles | أعتقد بأن أولئك المثيرات يتوقون للحصول عليّ |
| - Bak onu düşünmemiştim. Bakalım. Tuzlu, tatlı ve çıtır. | Open Subtitles | لم أفكر في ذلك دعينا نجرّب مملّحة وحالية ومقرمشة |
| Demek ki o yüzden çıtır çıtır değil bu. | Open Subtitles | لهذا ليست مقددة |
| Derisi, çıtır çıtır olacak. | Open Subtitles | أن الجلد سيصبح متموج بذلك |