| Ve hemen bu konuyu bırakıyorum, size teknolojiden biraz bahsetmek istiyorum: Teknolojinin niçin muazzam bir fırsat olduğuna inanıyorum; bu zorlukların bazılarına yardım eden çok kuvvetli bir araç. | TED | و عندما أضع ذلك في سياق الكلام، سوف أتكلم لكم قليلاً عن التكنولوجيا: لماذا أؤمن بإن التكنولوجيا هي أداة تمكين هائلة; أداة قوية للمساعدة لحل العديد من تلك التحديات. |
| Bu da şirket ve toplum arasında çok çok kuvvetli bir bağ kuruyor | TED | و تخلق نوعاً ما من الحميمية بين المجتمع و الشركة و التي تعد فعلا فعلا قوية |
| 30 yıl önce, hünerimi çok kuvvetli bir bomba yapımında kullandım. | Open Subtitles | منذ 30 سنة استخدمت كل موهبتي في صنع قنبلة قنبلة كبيرة قوية |
| çok kuvvetli bir tepki vardı. - Güzel. | Open Subtitles | لقد كان هناك ردة فعل قوية جدا , حضرة العمدة |
| Atların buradaki kavisli takviyesi ile, açık bir şekilde çok kuvvetli bir dinamizm yaratılmış. | Open Subtitles | من الواضح أنه يخلق حركة قوية جداً معززاً هذا بواسطة الحركة المنحرفة للخيول |
| İlişkiniz çok kuvvetli bir sürü çocuğa gebe. | Open Subtitles | هذه العلاقة قوية جداً. وسوف تسفر عن عدد كبير من الأطفال. |
| Bak, evliliğinin ilk haftasının kusursuz olmasını istemeni anlıyorum ama sizin aranızda çok kuvvetli bir bağ var. | Open Subtitles | انظري، أنا أفهم رغبتك في أن يكون أول أسبوع من زواجك مثالياً لكن أنتم يا رفاق لديكم حقاً علاقة قوية |
| Bu videoda hoşuma giden şey ise burada ilk kez beraber dans ediyor olmaları. çok kuvvetli bir leadi (yönlendirme rolü) vardı. | TED | الآن ما يعجبني في هذا الفيديو هو أنه في واقع الأمر يعرضهما هما يرقصان معا لأول مرة .. بسبب قيادته. كان لديه قيادة قوية. |
| Ve çok kuvvetli bir mesaj veriliyor, eğer taşını kötüye kullanırsan senin güçlerini kullanan insanlar tarafından sömürülüyorsun, tamam mı. | TED | وهنالك رسالة قوية من اساءة استخدام قوتك حيث في هذا النسق سوف يستغلك اشخاص سيئون لكي يفسدون تلك القوة التي تملك ويستخدمونها لاغراض شريرة |
| Yanlışlıkla çok kuvvetli bir ilaç vermişler. | Open Subtitles | لقد أعطوني حقنة قوية عن طريق الخطأ |
| Jin Wei kabilesinde kefaret ayini için kullanılan çok kuvvetli bir emanet olan kutsal küreyi ulaştırıyordu. | Open Subtitles | كرة قوية يستخدمها شعبه في إقامة شعائرهم... |
| Ve bu çok kuvvetli bir araca götürüyor. | TED | وهذا يؤدي لأداة قوية جدا |
| Herkesin çok sevdiği bu obje, esasinda bir tür bilim deneyi üzerine temellendirilmiş -- arıların çok kuvvetli bir koku algısı olması gerçeği, ve dolayısıyla -- köpeklerin belirli kanser çeşitlerini koklayabilmesi gibi -- arılar da Pavlov refleksi ile eğitilebilir bir kanser tipini tanıyabilmek için, ayrıca gebeliği de. | TED | هذا العمل و الذي سيحبه الناس كثيرا هي في الحقيقة مبنية على تجربة علمية الحقيقة هي أن النحل لديه حاسة شم قوية ولذلك -- مثل الكلاب التي تستطيع أن تشم أنواع محددة من سرطان الجلد أيضا تم تدريبها بواسطة "بافلوفيان ريفلكس" أن تكشف نوع واحد من السرطان و أيضا الحمل. |
| Afyon çok kuvvetli bir çiçek. | Open Subtitles | كلا, الخشخاش زهرة قوية للغاية |
| çok kuvvetli bir koku alma duyguları vardı. | Open Subtitles | لديها حاسة الشم قوية جدا |
| Burada çok kuvvetli bir koku var. | Open Subtitles | هناك رائحة قوية جداً |
| çok kuvvetli bir bitiriş yapmıştın ama. | Open Subtitles | كانت هذه نهاية قوية أيضًا |
| Açgözlülük çok kuvvetli bir güçtür. | Open Subtitles | الطمع هو قوة قوية. |
| çok kuvvetli bir halisünojen almışsın. | Open Subtitles | لقد حُقنت بهلووسات قوية |
| Belki de "aile" çok kuvvetli bir kelimedir. | Open Subtitles | ربما " عائلة " كلمة قوية جداً |