| Sulak alanlar gelişti, üç metre uzunluğunda avcı kırk ayaklar ve dev yusufçuklar ortaya çıktı. | TED | ظهرت المستنقعات، بارزة الديدان الألفية بطول عشرة أقدام وحشرات اليعسوب العملاقة. |
| Şimdi ormanı ve kıyı şeridini arıyoruz... ama otobüs suyun üç metre altındaydı. | Open Subtitles | نحن نبحث على طول الساحل و في الغابة ولكن الحافلة على عمق عشرة أقدام تحت الماء |
| Oturma odasında senden üç metre uzaktayım. | Open Subtitles | لا يا أمي، أنا في غرفة المعيشة على بعد عشرة أقدام منكِ |
| üç metre yarıçaplık alanda on santim derinliğe kadar silt örneği topla. | Open Subtitles | اجمع الطمي, نصف قطر ذو ثلاثة أمتار و حتى عمق عشرة سم |
| Uzun, keskin pençe ona aslanı anımsattı, ama kol kemikleri daha büyük bir hayvana işaret ediyordu, üç metre boyunda bir hayvana. | TED | بدا له مخلب طويل حاد وكأنه لأسد، ولكن أشارت عظام الذراع إلى حيوان أضخم يبلغ طوله حوالي ثلاثة أمتار. |
| İnsan gücü bizi geriye, bir siperden üç metre gerideki diğer sipere itti. | Open Subtitles | كان عددنا يتناقص أثناء الأنتقال من خندق إلى أخر يليه فقط بعشرة أقدام |
| Vietnam'da geceleri uçardık. Ağaçların üç metre tepesinden. | Open Subtitles | في فيتنام نحن كنّا نطير ليل غارات عشر أقدام فوق رؤوس الأشجار. |
| Hastaneden üç metre uzaklaşsan elin ayağın tutmuyor. | Open Subtitles | إعترف، لا يمكنك العمل على بعد عشرة أقدام من المستشفى |
| Birbirinize bağlıyken üç metre bile yürüyemezsiniz. | Open Subtitles | لن يمكنك التحرك و لو عشرة أقدام بهذا الشكل |
| İki kamera arasında yaklaşık üç metre kör nokta var. | Open Subtitles | هناك حوالي عشرة أقدام منطقة معمية بين الكاميرات |
| üç metre mesafeden saldırabiliyorsun; o yüzden yakın değilsen bu şeyi kullanma. | Open Subtitles | على بعد عشرة أقدام تضغط على هذه لذلك لا تستخدمها إلا إذا كنت قريباً |
| Bekleme odasında BlackBerry ile Solitaire oynarken üç metre ötende bir hayat yaratılıyor olacak. | Open Subtitles | سوف تجلس في غرفة الإنتظار و تلعب الورق على البلاك بيري الخاص بك أثناء خلق حياة على بعد عشرة أقدام منك |
| Buradan uzaklaş ve benden en az üç metre uzak dur. | Open Subtitles | اذهب فقط اذهب من هنا وابقي على الأقل عشرة أقدام بعيدا عني |
| Güzel, güzel. Solundaki ikinci bina. Sinyalin yanılma payı kuzeydoğu ucundan artı eksi üç metre. | Open Subtitles | جيد جيد إنها في البناء الثاني على يسارك تبعد الإشارة ثلاثة أمتار عن الزاوية الشمالية الشرقية |
| Onu gömdüler. Rishon Plajına, yerin üç metre altına. | Open Subtitles | لقد قاموا بدفنها في شاطيء ريشون ثلاثة أمتار تحت الأرض |
| üç metre derinlikteki platformlar üzerinde yüzerler. | Open Subtitles | إنها تعوم على حصائر عظيمة في مياهٍ يبلغ عمقها ثلاثة أمتار |
| Yanıp sönen ışığı buldum, ama bunun boyu en fazla üç metre. | Open Subtitles | عثرتُ على ضوءٍ وامض، لكنّه بإرتفاع ثلاثة أمتار. |
| üç metre ötende 12.000 dolarlık kanepe var, ama sen ahşap merdivende oturuyorsun. | Open Subtitles | ،تبعُد عنّك بعشرة أقدام أريكَة قيمتها 12 ألف دولار .وأنتِ جالسَة على درة خشبي |
| - Sen üç metre boyunda olmalısın. | Open Subtitles | من المفروض أن تكون أطول بعشرة أقدام |
| üç metre önünü bile göremiyorsun. | Open Subtitles | أنك لا ترى أمامك بعشرة أقدام |
| Karımı öldüren adamdan üç metre uzaktaydım. | Open Subtitles | أنا كنت عشر أقدام بعيدا من الرجل الذي قتل زوجتي. |
| Ayı arka ayaklarının üzerindeyken bile boyu üç metre idi. | Open Subtitles | وكان هذا الدب بطول عشر أقدام وهو يقف على قدميه الخلفيتين. |
| Başlangıç için üç metre kadar tel örgü, biraz eski gazete ve bir kutu yapıştırıcı. | Open Subtitles | أولاً، ثلاث ياردات من أسلاك دجاج وجرائد ممزقة وسطل معجون لاصق. "قائمة الطلبات: 3 ياردات أسلاك دجاج، بعض الجرائد الممزقة، سطل معجون لاصق" |