| Üzerimdeki, süpermarket çekimini yaparken giydiğim parça. | TED | هذا هو الزي الذي كنت أرتديه عندما قمت بتلك اللوحة. |
| Çevirmen: Üzerimdeki, süpermarket çekimini yaparken giydiğim parça. | TED | المترجم: هذا هو الزي الذي كنت أرتديه عندما قمت بتلك اللوحة. |
| Üzerimdeki bu yeni üniformayı fark etmemiş olabilirsin. | Open Subtitles | هذا الزيّ الجديد و الجميل الذي أرتديه سأقوم بالعمل بمواقع تصوير الأفلام |
| Üzerimdeki zaten kostüm. Bruce Springsteen. | Open Subtitles | أنا ألبس ملابس الحفل بالفعل بروس سبرنجستين |
| Günün birinde, yanıma, Üzerimdeki giysilerden başka bir şey almayarak evden çıktım. | Open Subtitles | على الإنسحاب , لكن فقط بثيابي التي أرتديها |
| (Gülüşmeler) Yine kimse bana Üzerimdeki kota dair bir komplimanda bulunmadı. | TED | (ضحك) ولكن أيضا ، لا أحد أثنى على الجينز الذي أرتديه |
| Çok tedirgin hissediyorum. Üzerimdeki her şey kiralık. | Open Subtitles | أشعر بالحرج البالغ, كل شيئ أرتديه قد أجَّرْته... |
| Üzerimdeki cihazları ve desteğimi hesaba katarak, | Open Subtitles | بالنظر إلى الدعم والسلك الذي أرتديه |
| Bu ve Üzerimdeki. | Open Subtitles | هذا, و ما أرتديه |
| Üzerimdeki daha iyi oldu. | Open Subtitles | أظن أن ما أرتديه أفضل. |
| Alan, az önce Fransa turu attım... ve Üzerimdeki tek şey, tebessüm, ile kondomdu. | Open Subtitles | ...آلان), لقد دخلت لتوي السباق الفرنسي) و الشيء الوحيد الذي كنت أرتديه هو أبتسامتي و واق ذكري |
| Üzerimdeki zaten kostüm. Bruce Springsteen. | Open Subtitles | أنا ألبس ملابس الحفل بالفعل بروس سبرنجستين |