Kanepede oturup salam yiyerek haberlere "Hiçbir şeyin önemi yok." diye bağırıyor. | Open Subtitles | لا يقوم إلا بالجلوس على الأريكة وأكل المقرمشات الباردة ويصرخ على الأخبار بأنه لا شيء يهم |
Martin, çok tatlısın... ama artık hiçbir şeyin önemi yok. | Open Subtitles | مارتن، ذلك حلو منك... لكن لا شيء يهم أكثر. |
Senin için, hiçbir şeyin önemi yok. | Open Subtitles | بالنسبة لك، لا شيء يهم بعد الآن |
Artık hiçbir şeyin önemi yok. | Open Subtitles | إقتُلني ! لا شيء يهمّ بعد الآن |
İkimizden başka hiçbir şeyin önemi yok. | Open Subtitles | لا شئ يهم سواك وسواي |
Ne derseniz deyin, hepsi şu sonuca çıkıyor "Hiçbir şeyin önemi yok." | Open Subtitles | لا يهم ما تقوله , كل شيء سينتهي إلى الحقيقة المُرّة ـ "لا شيء يهم حقّاً " ـ |
Senin iyileşmen dışında hiçbir şeyin önemi yok. | Open Subtitles | لا شيء يهم سوى تحسن صحتك |
Sonuç olarak artık hiçbir şeyin önemi yok. | Open Subtitles | في النهاية أصبح لا شيء يهم |
Artık hiçbir şeyin önemi yok. | Open Subtitles | لا شيء يهم بعد اليوم |
O olmadan hiçbir şeyin önemi yok. | Open Subtitles | بدون ذلك، لا شيء يهم حقا. |
O olmadan hiçbir şeyin önemi yok. | Open Subtitles | بدون ذلك، لا شيء يهم |
"Hiçbir şeyin önemi yok." | Open Subtitles | ـ " لا شيء يهم حقّاً "ـ |
Artık hiçbir şeyin önemi yok. | Open Subtitles | ! لا شيء يهمّ بعد الآن |
# Şimdi hiçbir şeyin önemi yok # | Open Subtitles | لا شئ يهم الآن |