| Her resimde Phil'in kolunda aynı altın saat var. | Open Subtitles | . فيل يرتدي نفس الساعة الذهبية في كل صورة |
| # altın saat ya da yeni bir kamyon değilim inceleyebileceğin # | Open Subtitles | لست الساعة الذهبية أو الشاحنة" "الجديدة التي تخطط لسرقتها يا لها من مشكلة، هيا |
| İşte altın saat gidiyor. | Open Subtitles | هناك ذهبت الساعة الذهبية. |
| Dedem emekli olduğunda altın saat almıştı ve bunu yapmak için Eastern havaalanında 40 yıl boyunca çanta dağıtması gerekti. | Open Subtitles | جدي حصل على ساعة ذهبية عند تقاعده، وكل ذلك أخذ في حقيبة يد منذ 40 عاماً لشركة الخطوط الجوية الشرقية. |
| Dedem emekli olduğunda altın saat almıştı ve bunu yapmak için Eastern havaalanında 40 yıl boyunca çanta dağıtması gerekti. | Open Subtitles | جدي حصل على ساعة ذهبية عند تقاعده، وكل ذلك أخذ في حقيبة يد منذ 40 عاماً لشركة الخطوط الجوية الشرقية. |
| Parlak altın saat, pahalı ayakkabılar. | Open Subtitles | ساعة الذهب المبهرجة أحذية رياضة |
| Berbat bir emekli maaşı v altın saat istemiyor. | Open Subtitles | ليس القليل من معاش سيء وساعة ذهبية. |
| Bu güzel şarkı için, "altın saat ve Zincir". Çocuklar. | Open Subtitles | هذه أغنية قديمة جميلة (الساعة الذهبية والسلسلة) |
| Burası; altın saat. | Open Subtitles | هذه هي الساعة الذهبية |
| Powdermilk bölümünde onunla altın saat ve Zincir'i söylüyorsun. | Open Subtitles | (ستغنيان (الساعة الذهبية والسلسلة معه |
| "altın saat ve Zincir'i"söylememizi umuyormuş. | Open Subtitles | يأمل أن نغني (الساعة الذهبية والسلسلة) |
| altın saat. | Open Subtitles | الساعة الذهبية |
| Bir gün altın saat almak isterim, ama alamam. | Open Subtitles | ، أود الحصول على ساعة ذهبية يوماً ما لكني لا أستطيع ، تعلم |
| Özellikle şampiyon için tasarlanmış, türünün tek örneği elmas çerçeveli sağlam bir altın saat. | Open Subtitles | ساعة ذهبية ذات حزام ماسيّ صممت خصيصاً لبطلنا. |
| altın saat bu. Tekneye karşılık olarak. | Open Subtitles | ساعة ذهبية, خٌذ أنظر, أنظر, أنظر, مقابل القارب |
| Buradaki çoğu kişi altın saat takabilir. | Open Subtitles | هناك مئات يمكنهم إحضار ساعة ذهبية لك |
| Emekli olduğumda... bana bir altın saat bile vermediler. | Open Subtitles | عندما تقاعدت لم يعطوني ساعة ذهبية |
| Bir adet altın saat. | Open Subtitles | ساعة ذهبية واحدة |
| Parlak altın saat, pahalı ayakkabılar. | Open Subtitles | ساعة الذهب المبهرجة أحذية رياضة |
| altın saat artı bir meme gösterisi. | Open Subtitles | ساعة الذهب... بالإضافة إلى عرض اباحي |
| Sonra şu Blacky'ye bak. Her tarafı altın. Altın zincir, altın saat. | Open Subtitles | وها هو (بلاكي) المكسو بالذهب ؛ عقد ذهبي وساعة ذهبية |