| Peki üzerinde takma isminin olduğu bir pasaport ile arka sokakta ne arıyordunuz? | Open Subtitles | إذن لمَ كنتِ في زقاق اليوم تحملين جواز سفرها وعليه اسمها المُستعار؟ |
| arka sokakta ceset göreceğim aklımın ucundan geçmedi. | Open Subtitles | أو إيقاف سارقي متاجر لم أظن أنه سيكون مثل الوقوف مع جثث في زقاق |
| Gece vardiyasındakilerin çöpünü dökmeye çıkmıştım ve arka sokakta iki adam gördüm. | Open Subtitles | خرجت إلى الخلف لأرمي قمامة الطاقم المسائي ورأيت عدة رجال في الزقاق |
| Evet, sonra kendini arka sokakta Russa ile konuşurken buldun | Open Subtitles | نعم، ولكن بعد ذلك انتهى لك في الزقاق العودة، والحق، والتحدث إلى روسو؟ |
| Annesi ve kız kardeşiyle arka sokakta oturuyorlar. | Open Subtitles | يعيش فوق الشارع الصيفي مع آمه وآخته |
| Annesi ve kız kardeşiyle arka sokakta oturuyorlar. | Open Subtitles | يعيش فوق الشارع الصيفي مع آمه وآخته |
| Birisi onu, arka sokakta bir tekir kediyle sevişirken bulmuş. | Open Subtitles | أحداً وجدها 69-جي "وضعية جنسية" عانس فى الزقاق |
| Onu nerede, hangi arka sokakta veya evsizler yuvasında bulursam bulayım her zaman bir listesi olacaktı. | Open Subtitles | أينما أجده سواء في زقاق أو نزل قديم سيكون هناك دومًا قائمة |
| Onu nerede, hangi arka sokakta veya evsizler yuvasında bulursam bulayım her zaman bir listesi olacaktı. | Open Subtitles | أينما أجده سواء في زقاق أو نزل قديم سيكون هناك دومًا قائمة |
| Her gün korkuyorum. Bir arka sokakta ölüceğimden korkuyorum. | Open Subtitles | إنني أخاف كل يوم، أخاف أن أموت في زقاق |
| Jamestown, Kuzey Dakota'da bir arka sokakta terk edilmiş. | Open Subtitles | مهجورة في زقاق بـ(جايمستاون)، (داكوتا الشمالية) |
| Bruce Wayne'nin ailesinin öldürülmesiyle başlıyor cesetleri arka sokakta bulunuyor ve sonra "buradan hareketle nereye varabiliriz?" diyoruz. | Open Subtitles | (الأمر يبدأ بقتل والديّ (بروس واين والعثور على جثتيهما في زقاق ثم نقول: "من أين ننطلق من هناك"؟ |
| Mesela şu an şu cheesecake yiyen garson çocuğa gidip arka sokakta bana tecavüz etmesini istemeyi düşünüyorum. | Open Subtitles | على سبيل المثال أفكر بجدية في أن أطلب من ذلك الشاب أن يداعبني في الزقاق بينما أتناول كعك الجبن |
| Çöp yemek istiyorsan, arka sokakta. | Open Subtitles | القمامة القابلة للأكل موجودة في الزقاق في الخلف |
| Eğer kurbanınız arka sokakta telefonla konuşuyorsa ya annesiyle konuşuyordu ya da kablolu televizyon şirketiyle. | Open Subtitles | إن كانت ضحيتك قد اجابت على الاتصالت خارجاً في الزقاق, فإنها إما كانت من أمها أو من شركة الكابلات |
| Kaçış arabası arka sokakta. | Open Subtitles | -نعم، إذن، شاحنة الهرب مُتوقفة في الزقاق . -كيف تعرفين أنّ تلك ماهيتها؟ |
| Bizimle takılmayı bıraktı, aralarda sürekli telefonuyla uğraşıyordu biz dükkanın arka kısmında telefonla konuşurken o arka sokakta konuşuyordu. | Open Subtitles | لقد توقفت عن التسكع, وكانت دائماً تتحدث على هاتفها أثناء الاستراحات, إلا أنها كان تتحدث خارجا ً في الزقاق بدلاً من الباحة الخلفية حيث كان الآخرون يتلقون اتصالاتهم. |
| Sanırım arka sokakta. | Open Subtitles | أعتقد أنه فى الخلف فى الزقاق |