| Ve tesadüf eseri beni görmek için büronuzda bekliyordur. | Open Subtitles | و ببعض الصدف الغير عادية اْنه ينتظر في مكتبك لرؤيتى |
| Bu dergi altı aylık. Umarım hala bekliyordur. | Open Subtitles | هذة المجلة منذ 6 اشهر ارجو انه لايذال ينتظر |
| Belki birkaç yeri daha havaya uçurmalarını bekliyordur. - Neler hissettiğini biliyorum. | Open Subtitles | ربما هو ينتظر أنفجارات أخرى ربما هو ينتظر انفجارات أخرى |
| Bahse girerim o kız aşağıda bir yerlerde seni bekliyordur. | Open Subtitles | أراهن بأن تلك الفتاة تنتظرك هناكفيمكانما... |
| Cikar ortaya. Eminim. Herhalde su an evde bizi bekliyordur, | Open Subtitles | أنا واثقه أنه أنصرف ربما هو عندى فى البيت ينتظرنا الآن |
| Beni bekliyordur. Gitmem gerek, anladınız mı? | Open Subtitles | سيدي, إنه ينتظرني, حسناً, هل أستطيع أن أذهب ؟ |
| Orada İsa'nın yanında durmuş beni bekliyordur. | Open Subtitles | ، ستكون واقفة هناك إلى جوار المسيح تنتظرني |
| Belki, seni burada profesörlükten başka şeyler de bekliyordur. | Open Subtitles | ربما هناك ما ينتظرك هنا أكثر من كونك أستاذاً |
| Dan Rather veya o iğrenç Gene Shalit'in röportajını bekliyordur. | Open Subtitles | من المحتمل أنه ينتظر أن يُستضاف من قبل دان راذر أو هذا البغيض چين شاليت |
| Gitmeliyim. Babam muhtemelen o parçaları bekliyordur. | Open Subtitles | عليّ الذهاب، من المحتمل أن أبي ينتظر هذه القطع |
| Sen Lexi için burada endişe ederken Dean de pencerede kendi bebeğini bekliyordur, büyük ihtimal. | Open Subtitles | أنت تفكر أنك قلقٌ على أليكسي وأكيد أن دين ينتظر في مكان قريب في سيارته |
| Bu dergi altı aylık. Umarım hala bekliyordur. | Open Subtitles | هذة المجلة منذ 6 اشهر ارجو انه لايذال ينتظر |
| Belki de bizi izliyor ve bekliyordur. | Open Subtitles | ربما هو في الخارج هناك الآن، يراقبنا، وهو ينتظر |
| Eminim ay ışığının olmadığı bir gece bekliyordur. | Open Subtitles | أكثر مما كانت عندما وصلت إنه بدون شك ينتظر ليلة دون قمر |
| Sadece arzularını uyandırmanızı bekliyordur. | Open Subtitles | ولكنها تنتظرك لتفتح الطريق نحو رغبتها |
| büyük ihtimalle annende orada, seni bekliyordur. | Open Subtitles | من المحتمل بأن أمّك هناك تنتظرك |
| Toby bizi bekliyordur. Gitmeliyiz. | Open Subtitles | توبى على الارجح ينتظرنا, يجب علينا الذهاب |
| Neyse, ev sahibi beni bekliyordur. Paspasın altında da yedek anahtar olduğunu hatırladım şimdi. | Open Subtitles | أتعرف ، محتمل أن المشرف ينتظرني ولقد تذكرت للتو أن هناك مفتاح إضافي |
| Belki lanet annemde bekliyordur beni. | Open Subtitles | ربما والدتي الملعونة تنتظرني ايضاً. |
| Gidip gelmek çok sıkıcı geliyor eminim baban seni bekliyordur. | Open Subtitles | إنه أمر مزعج بالنسبة لي إن اتحرك ذهابا وإيابا حتى لو كان مزعج، أنا متأكد من ان والدك ينتظرك |
| Eminim bacaklarını açmış seni bekliyordur. | Open Subtitles | أراهن أنها بانتظارك في غرفة النوم جاهزة من أجلك. |
| Güzel bir kadın onu bekliyordur ve müthiş bir düğünleri olur. | Open Subtitles | والمرأة الجميلة هناك تنتظره وصنعوا عرُساً كبيراً |
| McPherson en kestirme yolu kullanmamızı bekliyordur. | Open Subtitles | ماكفرسون سيتوقع منا سلوك الطريق المباشر |
| Dönmek zorundayım. Annen beni bekliyordur. Kıl kapar şimdi! | Open Subtitles | سأعود، أمك بانتظاري ستشك بأمر ما |
| Ama saat 1:00'i geçti, Rusty, bildiğimiz bir yerde bekliyordur. | Open Subtitles | لكننا بعد الواحدة ، وراستي ستكون منتظرة في مكان نعرفه |
| İnanıyorum ki zaten bir Pelican gemisinde emrinizi bekliyordur. | Open Subtitles | انا اؤمن انه المختار الذى ينتظره عالمنا |
| Uzaklarda herkes seni bekliyordur muhtemelen. | Open Subtitles | إنهم ينتظرونك بالمستقبل , صحيح؟ |
| Büyük ihtimalle bu konuşmayı öngörmüştür ve gideceğimiz yöne doğru hamlesini yapmak için bekliyordur. | Open Subtitles | من المرجح إنه متوقع هذا الحوار بينا وينتظر الهجوم على أيّ جهة نتحرك ضدها. |