| Doğru.. Akvaryum ve magazinlerle dolu bir odası var. | Open Subtitles | هذا صحيح ، لديها غرفة صغيره للمجلات الإبحايه و بها حوضٌ للأسماك |
| Evinde çocukluğumdan kalma eşyalarla dolu bir odası var kitap dolabındaki gizli kapının arkasında. | Open Subtitles | لديها غرفة مملوءة بأغراض طفولتي بمنزلها وراء مدخل سري في خزانة |
| Gail teyzenin şehir dışından gelen bir gazeteci için de bir odası var mıdır sence? | Open Subtitles | أتظن أن خالتك (غايل) لديها غرفة لصحفي من خاج البلدة؟ |
| Fazladan bir odası var ve bunu önceden konuşmuştuk. | Open Subtitles | ياإلاهي لديه غرفه اضافيه, ولقد تحدثنا بالأمر |
| Ve ben yalnız kalmayacağım. Bay Abrams'ın da orada bir odası var. | Open Subtitles | .. و لن اكون لوحدي السيد (ابرمز) لديه غرفه هناك |
| Ove Kenneth'in yukarıda bir odası var, fazla mesai gerektiğinde orayı kullanır. | Open Subtitles | (أوف كينيث) لديه غرفة هنا يستعملها عندما يكون عليه أن يعمل بشكل إضافي |
| Senin resimlerinle süslenmiş bir odası var. | Open Subtitles | لديها غرفة مُزينة بصوركَ |
| Oh. Yaşlı Bay Abrams'ın da orada bir odası var. | Open Subtitles | العجوز (ابرمز) لديه غرفه هناك |
| Tardis'te, adının geçtiği şeyleri sakladığı gizli bir odası var. | Open Subtitles | لديه غرفة سرية في التاردس |
| Goldie'nin evinde bir odası var... | Open Subtitles | (غولدي) لديه غرفة في منزله |