| 26 saat boyunca, kapalı bir timsah siperliğinde 5 metre havada fotoğraf çektim. | TED | صورت لمدة 26 ساعة مختفيا في مخبأ تمساح بارتفاع 18 قدماَ في الهواء. |
| Sadece büyük bir timsah böyle bir korkunç bir yaralanmaya neden olabilirdi | Open Subtitles | فقط تمساح ضخم هو القادر علي التسبب في مثل هذه الإصابة المروعة |
| Her an Abe Lincoln'ün başında bir timsah göremezsiniz. Arkadaşlar? | Open Subtitles | لاترى تمساح برأس إبراهيم لينكون كل يوم يا شباب ؟ |
| Bayanlar baylar ve çocuklar... ..eğer etrafta bir timsah görürseniz ne yapacağınızı göstereceğiz! | Open Subtitles | سيداتي ,سادتي فتيات و صبيان ماذا ستفعلون لو رأيتم تمساحاً هن؟ أريدكم أن تخبروني |
| Özellikle dev gibi bir timsah ortalıkta dolaşırken insan gücü kaybı olur demek istiyorum. | Open Subtitles | أنا اقصد ، سوف تكون رائعة أن تتخلّص من القوى البشرية خصوصاً عندما يكون لدلك تمساحاً عملاقاً فاراً |
| Eğer pazar günü parayı Vincent'a vermezsem, ...salı günü bir timsah tarafından paramparça ediliyor olacağım, anladım yani. | Open Subtitles | هل تعرف أنه إذا لم أسلم إلى فينسينت ذلك المبلغ في يوم الأحد ؟ أنا أنوي الخروج من هذا الشط بواسطة التمساح في يوم الثلاثاء ، لذا أنا أريد المال |
| -- ve bir memeliye ait değil, bir sürüngen gibi, diyelim -- -- bir timsah, diyelim; elimizde bir timsah var. | TED | و لنقل أنه من غير الثديات مثل الزواحف مثلاً لنقل تمساح, لدينا تمساح |
| bir timsah size saldırdığında ilk hissedeceğiniz şey, o ısırığın şiddeti olur. | TED | أول ما تلحظه حين يهاجمك تمساح هي شراسة عضته. |
| Yeteri kadar tecrübe sahibi olduğumuzda... ...bu şekildeki fosilleri kazmaya başladık, burada ince burunlu bir timsah... | TED | ولقد تمكنا من الحفريات، عندما بلغنا عمرا مناسبا، بقايا متحجرة مثل هذه، تمساح بأنف طويل نحيل |
| Adam: Kocaman. Paul: Üç buçuk metrelik bir timsah. | TED | الرجل: ضخمة. بول: لديك..تمساح بطول 14 قدم. |
| Ben Ganj Nehri'nde banyo yaparken bir timsah bunu kopardı. | Open Subtitles | تمساح قطع هذه عندما كنت اسبح فى نهر الجانج. |
| Benimle yatakta uyuyacak oyuncak bir timsah. | Open Subtitles | انا اريد تمساح محنط حتى يمكنه النوم بجانبي |
| Ben bakmıyorken, bir timsah üstüme çıkmış. Bağırsaklarıma yumurtalarını bırakmış. | Open Subtitles | تمساح صعد فوقي عندما لم اكن انظر ووضع بيوضه في امعائي |
| Uzaylilarin istilasi, kanalizasyonda bir timsah... | Open Subtitles | اختطافمنقبلكائناتفضائية, تمساح عملاق في البالوعات |
| Yerel dedikodular ve batıl itikatları olan yaşlı bir hanım, insan yiyen dev gibi bir timsah olduğunu göstermez. | Open Subtitles | إشاعة محليّة و إمرأة كبيرة بالعمر خرافيّة لا تزال تصنع العمالقة ، تمساح آكل الإنسان |
| Burada bir şey olduğuna dair garanti verebilirdim... ama bir timsah görmedim. | Open Subtitles | كنت سأضمن أننا على وشك أن نجد شيئاً و لكن لم نر تمساحاً واحداً |
| bir timsah hakemi bıçakladığı zaman hiç kimse algı sistemimizin kısıtlamalarını düşünmüyor. | Open Subtitles | حسنٌ، حينما يطعنُ تمساحاً حكماً فلاأحديفكّرُ.. بنظمالإدراكالحسيّالخاصّةبهم. |
| Ucuna o kurumuş tavuktan taktığım her oltaya bir timsah geldi. | Open Subtitles | كل مرة استخدم فيها ذلك الدجاج الأبله كطعم أجد تمساحاً. |
| Efsaneye göre bir timsah bacağınızın yarısını koparmış. | Open Subtitles | تفيد الأسطورة بأنّ تمساحاً قضم نصف ساقك |
| Anne, eve bir timsah daha girdi. | Open Subtitles | ماما، ذلك التمساح في المنزل |