| Gümrük ve Tekel Bakanlığı geçen senenin hasılatını size borçluymuş. | Open Subtitles | مصلحة الجمارك والرسوم تدين لك بنصف إيرادات نصف العام الماضي |
| Ve Nate'in söylediklerine göre de sana çok borçluymuş. | Open Subtitles | وحسبما قال "نيت" ، فإنها تدين لك بالكثير |
| Yani, siz bir ailesiniz. ve Nate'in söylediğine göre, herşeyi sana borçluymuş. | Open Subtitles | وحسبما قال "نيت" ، فإنها تدين لك بالكثير |
| Herif Momo'ya bir kaç binlik borçluymuş. Biliyorum. | Open Subtitles | الرجل مُدين لـ (مومو) ببعض المُستحقات. |
| Herif Momo'ya bir kaç binlik borçluymuş. Biliyorum. | Open Subtitles | الرجل مُدين لـ (مومو) ببعض المُستحقات. |
| Daha da önemlisi o kasinoların sahibi olan insanlara borçluymuş. | Open Subtitles | الأهمّ أنّه كان مدينًا للبشر الذين يديرون تلك الملاهي. |
| Daha da önemlisi o kasinoların sahibi olan insanlara borçluymuş. | Open Subtitles | "الأهم أنّه كان مدينًا للبشر الذين يديرونها" |
| Şehir ona en azından temiz bir kıç borçluymuş . | Open Subtitles | والمدينة تدين له بورق حمام نظيف |
| Ona bir şey borçluymuş gibi mi hissediyorsun? | Open Subtitles | تشعر بأنك تدين لها بشيء ؟ ادفع لها انت |
| Devdas' a üç rupi borçluymuş. | Open Subtitles | كانت تدين له بثلاث روبيات |