| Bu önemli bir şey. O yüzden birbirinizi iyice tanımanız gerek. | Open Subtitles | هذا مهم ، لذلك يجب عليكم ان تزيدوا من معرفة بعضكم البعض |
| Çalışanlar da öyle. Bu önemli bir şey değil mi? | Open Subtitles | وأيضا الموظفين الآخرين، هذا مهم, أليس كذلك؟ |
| Programınızı yeniden düzenlemek zorunda kaldığımız için özür dilerim ama Bu önemli bir durum. | Open Subtitles | آسفون لاضطرارنا إلى تعديل جداولكم، لكن هذا مهم. |
| Bu önyargıya karşı büyük bir savaştı, insanları alıp, masaya getirerek "Bakın, Bu önemli bir konu." | TED | لقد كان هذا حقا سباقًا ضد التَحَيُّز محاولة أخذ الناس - إحضارهم إلى الطاولة وقول: "انظروا، هذا مهم جدًّا". |
| Hayır, gidemezsin. Bu önemli bir an. | Open Subtitles | لا، لا يُمكنكِ الرحيل، إنها مناسبة هامة |
| Hayır, gidemezsin. Bu önemli bir an. | Open Subtitles | لا، لا يُمكنكِ الرحيل، إنها مناسبة هامة |
| Bu önemli bir durum onun sizin elinizde olduğunu biliyoruz. | Open Subtitles | هذا مهم نوعاً ,لنتأكد من أنه فى... . ِ فلنقل عنايتك |
| - Bakın, Bu önemli bir şey. | Open Subtitles | -لأن الأمر أصبح سخيفاً -نعم، هذا مهم جداً |
| Bu önemli bir şey. Bir kere olsun büyük resmi görmeye çalış. | Open Subtitles | هذا مهم حاول أن ترى الصورة الأكبر لمرة |
| Evet, ancak hayır dedim çünkü Bu önemli bir mevzu. | Open Subtitles | آجل ، لم أوافق ، لان هذا مهم جداً |
| Bu önemli bir şey, değil mi? | Open Subtitles | لا, هذا مهم. اليس كذلك؟ |
| Clyde, kafanı kaldırabilir misin, lütfen? Bu önemli bir şey. | Open Subtitles | هذا مهم للغاية. |
| İstersen dalga geçebilirsin ama Bu önemli bir konu. | Open Subtitles | "اصغي يا (جوانا)، يمكنكِ السخرية من هذا ولكن هذا مهم حقًا.." |
| Gitmelisin. Sutton haklı. Bu önemli bir olay. | Open Subtitles | ساتن صحيح , هذا مهم |
| Bu önemli. Bir iş toplantısı. | Open Subtitles | هذا مهم فهذا اجتماع عمل |
| Bu önemli bir an Mike. | Open Subtitles | هذا مهم جدا، مايك |
| Amy, Amy bu önemli. Bir seyahatim var. | Open Subtitles | ( أيمي ) ، ( أيمي ) هذا مهم ، لدي رحلة . |
| Eric, Bu önemli bir şey olabilir. | Open Subtitles | إيريك " ربما هذا مهم " |