| Kardeşimin başına gelen gibi bir cehennem azabı bu. | Open Subtitles | هذا كالجحيم تماماً، تماماً كالذي عانته أختي |
| Onlarsız geçirdiğim günler cehennem azabı gibiydi. | Open Subtitles | الشهور التى قضيتها بدونهم كانت كالجحيم |
| Tasarlamayı severim ama bir şeyi inşa ettirmek cehennem azabı olabilir. | Open Subtitles | أحب تصميم الأشياء, لكن القيام بالبنيان يمكن أن يكون جحيماً. |
| İki yıI cehennem azabı çektik. | Open Subtitles | العامين الماضيين كانوا بمثابه جحيماً لنا |
| Son birkaç günde cehennem azabı çektin. Savannah ve Bridget'le. | Open Subtitles | لقد مررت بالجحيم في الايام الماضيه بسبب ماحصل لسفانا وبريدجيت |
| Hayır, hayır. Bana cehennem azabı çektirir. | Open Subtitles | كلا كلا كلا , لن أمسك بالجحيم |
| Benin ameliyatım cehennem azabı gibiydi! | Open Subtitles | عندما أجريت عمليتي كانت جحيم مطلق! |
| Bu beş yıl ailesi için cehennem azabı demek. | Open Subtitles | مؤكد أنها 5 سنوات كالجحيم لهؤلاء الناس |
| Yarın bize cehennem azabı gibi gelecek. | Open Subtitles | إن الغد سيكون مؤلماً كالجحيم |
| Herkes işinde cehennem azabı çekmiyordu. | Open Subtitles | ليس الجميع كان يعتبر العمل لديه جحيماً |
| "zaman cehennem azabı gibi geçer..." | Open Subtitles | لانه وقت طويل بالجحيم |
| Hayır, cehennem azabı çekiyorum. | Open Subtitles | لا ,انا بالجحيم |
| Klaus bana New Orleans'ta cehennem azabı çektirdi Matt. | Open Subtitles | (كلاوس) مررني بالجحيم في (نيو أورلينز) يا (مات). |