| Hayır, hayır, bu o adam. ceketle ilgili gerçekten canımı sıkıyor. | Open Subtitles | كلا، هو ذلك الرجل، هو يلح علي بشأن السترة |
| İyi iş çıkarıyordum, ceketle, kahveyle, ve saçlarını geride tutarak. | Open Subtitles | و قد كنت مستمتعا مع السترة و القهوة و حمل شعركِ. |
| -Bence ceketle gitmelisin. | Open Subtitles | اعتقد اننا يجب ان نتجاوز امر المعطف الان |
| Bu ceketle gitmeyeceğim. Neden? | Open Subtitles | -كلا ، اعتقد أنني سأرتدي المعطف التقليدي |
| - Bu kravat ceketle uymuş mu? - Muhteşem gözüküyorsun. | Open Subtitles | ـ هل تتلائم هذه الربطة مع الجاكيت ـ انت تبدو رائعاً |
| Pişman ve incinebilir, pembe yanakları ve büzülmüş dudaklarıyla, güzel ayakkabıları ve en dar kot pantolonuyla, vucüduna harika oturmuş bluzünün üstünde çok şık bir ceketle. | Open Subtitles | بخديها ذي اللون العاجي و شفتيها الحزينتين مرتديه أكثر جينز ضيق تملكه جاكيت "دولتشي" مع سترة كاشمير |
| Aslında, Bobby Beers'ı kırmızı yakalı ceketle gören oldu mu hiç? | Open Subtitles | في واقع يمكنك ان تسأل اي شخص هنا هل رأى قبلا بوبي بيرز بسترة مع شريط احمر؟ |
| Jack, okula 6 ay boyunca her gün fötr şapka ve bir deri ceketle gitti. | Open Subtitles | كان "جاك" يرتدي قبعة راعي البقر وجاكيت جلدي كل يوم للمدرسة لمدة 6أشهر |
| O eski püskü ceketle çıkmana izin vermeyeceğim. | Open Subtitles | لا تعتقد اني أتركك تخرج في تلك السترة القذرة. |
| Yani buraya ceketle birayı almaya ve buzdolabını fişten çekmeye geldik. | Open Subtitles | لذا نحن هنا للحصول على السترة و البيرة ولفصل الثلاجة |
| Genelde bu ceketle çalışmam. | Open Subtitles | إننيّ عادتاً لا أعمل بهذه السترة. |
| Genelde bu ceketle çalışmam. | Open Subtitles | إننيّ عادتاً لا أعمل بهذه السترة. |
| ceketle ilgili dediklerimi geri alıyorum. | Open Subtitles | أسترد كل شيء أخبرتك به بخصوص تلك السترة |
| Kimse beni o ceketle tanıyamaz. | Open Subtitles | لا يُمكن لأحد أن يعرفني من هذا المعطف |
| - En sevdiğin saati bu ceketle mi takas ettin? | Open Subtitles | قايضت ساعتك المفضلة بذلك المعطف |
| Teej ceketle üşürsün. Kapüşonlunu da giy. | Open Subtitles | تيج) ، المعطف ليس كافياً) أذهب لأحضار قلنسوتك |
| O iş görüşmesine hepimizin hayatımızın en kötü gününü yaşadığımız ceketle gidecek. | Open Subtitles | انه ذاهب الي مقابلة عمل بـ هذا الجاكيت كل من أرتدي هذا ، كان يومه أسوء يوم في حياته |
| Palyaçoya benziyorsun bu komik ceketle. | Open Subtitles | انت تبدو كمهرج في هذا الجاكيت الغبي |
| Üzerine bu ceketle birlikte. | Open Subtitles | لربما هذا الجاكيت فوقه |
| Sünnetimi de gofre ceketle oldum. | Open Subtitles | حضرت حفلة بلوغي بسترة قطنية. |
| Jack küçük bir şapka takardı. Bir de her gün deri ceketle giderdi okula. Altı ay boyunca. | Open Subtitles | كان "جاك" يرتدي قبعة راعي البقر وجاكيت جلدي كل يوم للمدرسة لمدة 6أشهر |