| Bayan Minerva yarı kör, ve bu cevizler köpeğinin böbrek tedavi ileçları veya herhangi bir şey olabilir. | Open Subtitles | الآنسة ماينفيرا نصف عمياء وقد يكون هذا الجوز أي شيء مثل بسكويت الكلاب أو دواء الكلى |
| Bu, geri kalanınıza ders olsun...cevizler. | Open Subtitles | ليكن هذا درس لبقيتكم .. ايها الجوز |
| - cevizler bile zamanında olmuyor. | Open Subtitles | حتى ثمار الجوز لا تستوي في وقتها |
| Dal gibidirler, harika göğüslü, cevizler gibi. | Open Subtitles | رشاقه مَع صدر رائع مثل البندق. |
| Bu cevizler pek bir güzel görünüyor. | Open Subtitles | أوه! تلك البندق يبدو جيداً |
| Büyük, şahane cevizler! | Open Subtitles | البندق الجميل الكبير! |
| Şelalenin altında, Freddy'nin bölgesinin kalbinde, cevizler olgunlaşmaya başlamış ve ziyafet zamanı... | Open Subtitles | تحت الشلال، في قلب (منطقة (فريدي بدأ موسم الجوز وحان وقت الوليمة |
| Bazı hamur işlerine biraz yağ serptin cevizler tadını gizledi. | Open Subtitles | لذا وضعتِ قطرات منه في المعجنات وأخفى الجوز النكهة -كلاّ، أنا ... |
| Olgun cevizler kokusundan belli olur. | Open Subtitles | الجوز الناضج يُمكن شم رائحته |
| Nijerya'dan cevizler diyorum. | Open Subtitles | الجوز من(نيجيريا، |
| Mandalinalar ve cevizler. | Open Subtitles | هي و الجوز. |