| Güneyde Dabris denen bir yerde yaşıyor. | Open Subtitles | إنها تعيش في الجنوب, في مكان يدعى دابريس |
| Walkabout Creek denen bir yerde safari işi yapıyormuş. | Open Subtitles | ينظم رحلات صيد في مكان يدعى (واكاباوت كريك) |
| Bir gece Matrix denen bir yerde olduğumu hatırlıyorum. Tanrım. | Open Subtitles | أذكر ليلة ما في مكان يدعى "ماتريكس" كنتهناك... |
| - Biz Yläjärvi denen bir yerde gidip biraz dinleneceğiz. | Open Subtitles | -نحن ذاهبون للراحة في مكان يسمى Ylنjنrvi. |
| Hooper's denen bir yerde şerefsizin birinin başını uçurmuşlar. | Open Subtitles | أحد ما لعين عرّض نفسه للقتل في مكان يسمى "هوبر" |
| Long Beach'te Uluslararası Kuleler denen bir yerde. | Open Subtitles | عند مكان يُدعى الأبراج الدولية في لونغ بيتش |
| Burada Shady Grove denen bir yerde yaşayan bir Maggie Lester var. | Open Subtitles | هنا يوجد (ماغي لستر) تعيش (في مكان يدعى (شيدي قروف |
| Bu adam onunla Black Rose denen bir yerde buluşmak istemiş. | Open Subtitles | هذا الرجل يريد مقابلتها (في مكان يدعى (الوردة السوداء |
| Görünüşe göre gün batımında Zaheer ile Xai Bau'nun bahçesi denen bir yerde buluşacakmış. | Open Subtitles | يبدو أنه ذاهب لمقابلة (زاهير) عند الغروب في مكان يدعى بستان جاي باو |
| İsfahan denen bir yerde. | Open Subtitles | (في مكان يدعى (اصفهان |
| Plânın ne? Tüm bu ölümlerden güç almayı düşünüyorsa bağlantı noktası denen bir yerde olacak. | Open Subtitles | إن كان يخطط لتسخير كلّ تلك الميتات، فسيتواجد في مكان يُدعى حرم موصِل. |
| Onunla Eğlence Evi denen bir yerde karşılaştım. | Open Subtitles | "ذهبت إليها في مكان يُدعى "فانهاوس |