| Yüzeyin çok aşağısında, adanın yan tarafına çarparlar ve yukarıya dönerler Derinliklerden beraberlerinde zengin besinleri getirirler. | Open Subtitles | عميقا تحت سطح الماء تراها تتصادم بجوانب الجزيرة و تتدافع في كل الإتجاهات جالبة معها من من الأعماق مزيجا غنيا من الغذاء |
| Derinliklerden dalga dalga gelirler ve sığ suların tabanı kısa süre sonra birkaç metre boyunca uzanan çok fazla sayıda yumurtayla dolar. | Open Subtitles | دفعة تلو الآخرى تقدم من الأعماق. وسرعان ما يصبح قاع المياه الضحلة مكسواً بكبسولات بيوضها الغزيرة التي تمتد لعدة أمتار. |
| Güneş battıktan sonra yüzen yığınlara saldırmak için Derinliklerden diğer yırtıcı hayvanlar geliyorlar. | Open Subtitles | بعد أن تغرب الشمس، تصعد أنواع أخرى من المفترسات من الأعماق لتهاجم الفرائس الهائمة. |
| Hareket eden bu su kütleleri arasındaki sınırlar Derinliklerden gelen plankton ve besinleri kapana kıstırabilen görünmez duvarlar oluştururlar. | Open Subtitles | إن الحدود بين كتل المياه المتحركة هذه تشكل تخوماً يمكن لها أن تسحب معها البلانكتون و المغذيات الصاعدة من الأعماق. |
| Derinliklerden gelen sular besinleri ve planktonları yüzeye taşır. | Open Subtitles | المياه التي تصعد من الأعماق حاملة معها الغذاء والبلانكتون للسطح. |
| Ama Derinliklerden de enerji geri döner. | Open Subtitles | علي أي حال، فإن هناك شكل آخر من الطاقة يأتي من الأعماق... |
| Plankton yiyicilerin en kabarık iştahlısı, Derinliklerden geliyor. | Open Subtitles | والآن أكثر آكلي العوالق نهماً يسبح صاعداً من الأعماق... |