| Bu evin içinde akıllarına eseni söylüyorlar sonra da diplomatik dokunulmazlıkları olduğunu söylüyorlar. | Open Subtitles | يقولون ما يحبون في هذا المنزل وبعد ذلك يعلنون الحصانة الدبلوماسية |
| Yani muhtemelen dokunulmazlıkları vardır. | Open Subtitles | مما يعني أن لهما الحصانة في هذه الدولة |
| Tutukluyoruz ama dokunulmazlıkları yüzünden dava edemiyoruz. | Open Subtitles | قبضنا عليهم لذا الحصانة تعني لا محاكمة |
| Tam dokunulmazlıkları olan Rus diplomatlar. | Open Subtitles | إنهم ديبلوماسيون روس يتمتعون بحصانة ديبلوماسية كاملة |
| Görünen o ki, Liu'ya sataşan üç adamın diplomatik dokunulmazlıkları varmış. | Open Subtitles | يبدو أنّ الثلاثة اللذان كانا يُخيفان (ليو) يتمتعون بحصانة دبلوماسيّة. |
| dokunulmazlıkları var anlamına geliyor. | Open Subtitles | لديهم الحصانة والواسطة. |
| - Evet ama dosyada suçlunun suçu konusunda ikna olunmuşsa kraliçe ve diğerlerinin dokunulmazlıkları kaldırılır şeklinde değerlendirebiliriz. | Open Subtitles | نعم, ولكن في هذه الحالة - ذلك يعني اقناع الملكة بأن ترفع الحصانة ... وكونها أم الأمير و كل |
| Yabancı ülke görevlilerinin dokunulmazlıkları sayesinde kuralları takmayan şımarık çocukları. | Open Subtitles | أطفال فاسدون لرعايا أجانب ينحرفون عن القانون بالحصانة الدبلوماسية |
| Diplomatik dokunulmazlıkları olan birer casus olacaklar. | Open Subtitles | انهم، جواسيس بالحصانة الدبلوماسية |