| Bu ırmağın donmasını önleyen yer altı güçleri başkalarına büyük konfor getiriyor. | Open Subtitles | القوى الدفينة ذاتها التي تمنع النهر من التجمد تجلب رخاءً سخياً لآخرين. |
| Onları durdurmayı düşünürken ayaklarının donmasını engelle. | Open Subtitles | حاول أن تحمي قدماك من التجمد بينما نفكر في طريقة لإيقافهم |
| Otomobilin donmasını önlemek için radyatöre alkol koyarsın değil mi? | Open Subtitles | تضع الكحول فى رادياتير السيارة حتى لا يتجمد أليس كذلك ؟ |
| Bu hainlerle birlikte hapiste donmasını istiyorum. | Open Subtitles | أريده أن يتجمد في السجن هؤلاء الخونة |
| Kutup ayıları kıyı şeridinde toplanarak denizin donmasını bekliyorlar. | Open Subtitles | والدببة القطبية تحتشد عند اللسان الساحلي، تتربص تجمّد البحر |
| Temkinli anne, yavrularını kıyı şeridinin daha sakin bir bölümüne götürecek ve okyanusun donmasını bekleyecek. | Open Subtitles | ستقود الأم الحريصة صغيرها إلى شاطىء أكثر هدوءاً على طول الساحل بينما تنتظر تجمّد المحيط |
| Gaz yağı onlar. Ürünlerin donmasını engeller. | Open Subtitles | إنه كيروسين الكيروسين يمنع الفاكهة من التجمد |
| Genç Dünya'nın donmasını engelleyen volkanlardı. | Open Subtitles | لقد كانت البراكين ما منع كوكب الأرض الشاب من التجمد تماماً، |
| Şimdi nehrin donmasını bekleyeceğiz. | Open Subtitles | الاّن ننتظر حتي يتجمد النهر |
| O güzel suratının donmasını hiç istemem. | Open Subtitles | اكره ان ارى وجهك الجميل يتجمد |
| Beyin donmasını hiç duydunuz mu? Bunu bin kez deneyin. | Open Subtitles | هل سمعتِ من قبل عن تجمّد الدماغ؟ |