| Bunu takdir etmek için önce olayın geçmişini duyman lazım. | Open Subtitles | حسنًا، لكي تعطيها حق قدرها يجب أن تسمعي أولاً القصة من بدايتها |
| Olivia, Neal'le Helen'in nasıl tanıştıklarını duyman lazım. | Open Subtitles | (أوليفيا)، يجب أن تسمعي كيف التقى (نيل) و(هيلين). |
| Kesinlikle, haşlanmış yumurta yerken çıkardığı sesleri duyman lazım. | Open Subtitles | بالتأكيد, عليك أن تسمع الضوضاء التي تُصدرها عندما تأكل بيضةً مسلوقة. |
| Günümüz çocuklarının ne çaldığını duyman lazım, yaşlı adam. | Open Subtitles | عليك أن تسمع ما يغنيه الأطفال هذه الأيام ياصاحب الوقت القديم |
| Verdiği fiyatı duyman lazım. | Open Subtitles | ينبغي عليك سماع الأرقام التي يقولها |
| duyman lazım. | Open Subtitles | عليك سماع القليل منه |
| Bekle, dinle. Bunu duyman lazım. | Open Subtitles | لا، اسمعي يجب أن تسمعي هذا |
| Şimdi olmaz. Ama bunu senin de duyman lazım. | Open Subtitles | حسناً، ليس الآن ولكن عليك أن تسمع هذا |
| Söylediklerini duyman lazım. | Open Subtitles | عليك أن تسمع هذا |
| Bunu duyman lazım. | Open Subtitles | عليك سماع هذا |