| O çocuğun bu Elçilikten yok olmasını istiyorum öyle yok olsun ki bu gece nerede olduğu hakkında tek kelime edemesin. | Open Subtitles | أريد لهذا الطفل الخروج من السفارة. وتكون طريقة إخراجة بحيث لا يستطيع أن يقول شيئاً عنا. أو عن مكان توواجده الليله |
| Ve Golitsyn yarın geceki davet esnasında kalan kısmı Elçilikten çalmayı planlıyor. | Open Subtitles | يخطط جوليتسن لسرقة هذا النصف من السفارة خلال حفل الاستقبال غدا بالسفارة |
| Eğer gerçekten Elçilikten geliyorlarsa dosyalar hakkında bir şey biliyor olamazlar. | Open Subtitles | لانه اذا كانوا فعلاً من السفارة فإنهم لن يعلموا شيء عنها |
| Elçilikten yazışmalarım var ... ve kilise kurtarma fonu parası var. | Open Subtitles | لدي مراسلات من السفارة الأمريكية، ولدي المال من صندوق الإغاثة الكنيسة. |
| Elçilikten Paddy'ye sinyal ver. Barley ile konuşmasını istiyorum. | Open Subtitles | ارسل اشاره الى بادى فى السفاره اريده ان يتحدث الى بارلى |
| Elçilikten prensesin şehir dışında olduğuna dair bir söylenti duyuyorum. | Open Subtitles | ثم أسمع شائعة من السفارة بأن الأميرة فى البلدة |
| Kesinlikle ama kesinlikle, Hamid'den ya da Elçilikten bahsedemezsin. | Open Subtitles | لاني اريد ان اقول لك لاتتكلمي عن حميد أو عن السفارة |
| Elçilikten çıkan herkesin resmini çekiyorlar. | Open Subtitles | للرجل صور على حصلنا حتى اننا السفارة من خرج الذى |
| Delil O. Tahliye boyunca Elçilikten durum departmanına teslim edilen eşyaların bir listesi var. 6. satırı okur musunuz lütfen? | Open Subtitles | انها قائمة المواد التى أُزيلت من السفارة أثناء الاخلاء والشحن الى وزارة الخارجية هل تقرأ السطر السادس لو سمحت؟ |
| Taksici Elçilikten en kısa yoldan gelmemiş. | Open Subtitles | سائقنا لم يأخد الطريق الأفضل من السفارة. |
| Geldiğimde ne yapacağımı Elçilikten sormuşlardı. | Open Subtitles | :لقد سألونى فى السفارة ماذا ستفعل عندما تغادر؟ |
| Dinle, yanımda avukat ve Elçilikten birisi var. | Open Subtitles | أستمعى , المحامى هنا معى والرفاق من السفارة أيضا هنا معا |
| Dinle, yanımda avukat ve Elçilikten birisi var. | Open Subtitles | أستمعى , المحامى هنا معى والرفاق من السفارة أيضا هنا معا |
| Elçilikten 10 milyon$ fidye istendi. | Open Subtitles | السفارة إستلمت للتو فدية يطالبون بـ 10 ملايين دولار. |
| Elçilikten bana böyle dediler ama aramadılar. | Open Subtitles | هذا ما أخبروني به في السفارة ولكنهم لم يتصلوا |
| CIA, altı kişinin Tahran'daki Elçilikten kurtarılmasına katkıda bulundu. | Open Subtitles | جهود وكالة الإستخبارات المركزية بتعاون مع السفارة الكندية, كانت سبباً في تحرير الرهائن الستة في طهران |
| Henüz kime güvenebilirsin bilmiyorsun o yüzden 2. bir istasyon kurman gerek kendi adamlarınla, Elçilikten bağımsız olarak. | Open Subtitles | أنتِ لا تعلمين بمن تثقين بعد لذا أنت بحاجة لإنشاء محطة ثانية بمكان ما من زملائك المقربين، مستقلة عن السفارة |
| Hadi ama çocuklar. Sadece birkaç sokak yürüyeceğim. Günlerdir Elçilikten dışarı adım atmadım. | Open Subtitles | بحقكم يا رفاق ليست سوى بنايتين ولم أخرج من السفارة منذ أيام |
| Garip saatlerde nereye gittiğini söylemeden Elçilikten ayrılıyor. | Open Subtitles | يغيب عن السفارة لساعات دون أن يقول إلى أين هو ذاهب |
| Henüz kime güvenebilirsin bilmiyorsun o yüzden 2. bir istasyon kurman gerek kendi adamlarınla, Elçilikten bağımsız olarak. | Open Subtitles | أنتِ لا تعلمين بمن تثقين بعد لذا أنت بحاجة لإنشاء محطة ثانية بمكان ما من زملائك المقربين، مستقلة عن السفارة |
| Seni Elçilikten hatırlıyorum! | Open Subtitles | لكن الوقت ينفذ منا انا اتذكرك من السفاره |