| Bugün evden çıkarken karıma duvara bir çivi çakmasını tembihledim. | Open Subtitles | عندما غادرت منزلى اليوم اخبرتزوجتى.. ان تدق مسمار فى الحائط |
| evden çıkarken annem otobüse almama izin vermemişti. | Open Subtitles | والدتي لم ترد السماح لي بأخذه إلى الحافلة عندما غادرت. |
| Her neyse, seni o kadınla evden çıkarken gördüğümde bundan gerçekten nefret etmiştim. | Open Subtitles | على أي حال, رأيتك تغادر شقتك مع تلك المرأة وقد كرهت هذا فحسب |
| Her neyse, seni o kadınla evden çıkarken gördüğümde bundan gerçekten nefret etmiştim. | Open Subtitles | بأيّ حال، رأيتك تغادر شقتك مع تلك المرأة وكنت أكرهها حقاً. |
| evden çıkarken onu yakalayacaklardı. Ama "av" için her şeyi mahvetti. | Open Subtitles | كانوا سيأخذونهُ عندما يغادر المنزل لكنهُ أفسد الامر من أجل الصيد. |
| Len'in vurulduğu gece Drew'u evden çıkarken görmüş. | Open Subtitles | قالت أنها رأت "درو" يغادر هذا المكان مباشرة بعد إطلاق النار |
| Onunla karşılaşmadım, onu evden çıkarken gördüm. | Open Subtitles | لم ألتقِ بها صدفة, رأيتها بينما كانت تغادر المنزل |
| En son evden çıkarken dişlerinin arasını karıştırıyordu. | Open Subtitles | لقد كانت تخلصت منه في الخلاط عندما غادرت المنزل |
| evden çıkarken ışıkları kapatmıştım. Yani... | Open Subtitles | انا لم اترك النور مضاء عندما غادرت لذا .. |
| Bu sabah evden çıkarken alıcıyı burada açık bir şekilde unutmuşsun. | Open Subtitles | ، عندما غادرت هذا الصباح ، لقد نسيت إطفاء الماسح |
| Daha biraz önce evden çıkarken, titreyen patileriyle bir sigara yaktığını gördüm. | Open Subtitles | عندما غادرت الغرفةكانت تشعل مانثول مئة بمخلب هش. |
| Bu sabah evden çıkarken ondan kızımı korumasını istedim. | Open Subtitles | عندما غادرت هذا الصباح طلبت منه أن يحمي ابنتي |
| - evden çıkarken temizdiler. | Open Subtitles | . كان نظيفاً عندما غادرت المنزل |
| Sokağın karşısında oturuyormuş ve bir adamı evden çıkarken görmüş. | Open Subtitles | يسكن في الشارع المقابل قال انه يعتقد برؤية رجل يغادر المنزل |
| Görünüşe bakılırsa evdeymiş ama evden çıkarken gören olmamış. | Open Subtitles | في الظاهر أنه في المنزل ولكن لم يره أحد وهو يغادر المنزل |
| Len'in vurulduğu gece Drew'u evden çıkarken görmüş. | Open Subtitles | قالت أنها رأت "درو" يغادر هذا المكان مباشرة بعد إطلاق النار |
| Kadın evden çıkarken cihazı fark etti. | Open Subtitles | رأت مدبّرة المنزل الجهاز عندما كانت تغادر المنزل |
| Sabah evden çıkarken anneniz asla şunu söylemez: "Canım, hava soğuk olacak, yanına bir hırka al, ve yerçekimi kuralına uymayı unutma." | TED | عندما تغادر المنزل في الصباح، لا تقول لك أمك: "مهلاً، حبيبي، أعتقد أن اليوم سيكون باردًا،خذ سترة صوفية لا تنسى أن تطيع قانون الجاذبية. |