| Ama konuşmayı öğrendiğin küçük bir misafir evi var. | Open Subtitles | ولكنه لديه منزل للراحة حيث تتعلم ان تتكلم |
| İnsanlar burada mutlu. Güvendeler. Herkesin bir evi var ve kimse artıklarla beslenmiyor. | Open Subtitles | القوم هنا سعداء وآمنون، كل شخص هنا لديه منزل ولا يتناول الفضلات.. |
| Böbreğin yeni bir evi var. Böbrek nakledildi, bitti, git şimdi. | Open Subtitles | الكلية أصبح لديها منزل جديد بالفعل لذا، قضي الأمر، ارحل بعيداً |
| - Bu evin güzel mi güzel bir misafir evi var. | Open Subtitles | هناك منزل للضيوف بهذه الملكية وانه رائع جدا |
| Bir arkadaşımın deniz kenarında evi var. Her haftasonumuzu orada geçiriyoruz. | Open Subtitles | صديق لي يملك منزل مطل على البحر نحن نمضي تقريبًا كل عطلة أسبوع هناك |
| Dağın tepesinde ufak bir evi var. Yangın var mı diye bakıyor. | Open Subtitles | لديه بيت صغير على قمة جبل و يراقب الغابة خوفاً من الحرائق |
| Artık bir evi var ve daha fazlasına ihtiyacı olmadığını düşünüyor. | Open Subtitles | لديه منزل الان , و هو يعتقد بأنه . لا يحتاج اكثر من هذا |
| Westport'ta yaşıyor. Burada da büyük bir evi var. | Open Subtitles | هو يعيش في ويست برتي و لديه منزل كبير هنا |
| Efendim, Onun Pune da 80 milyona değerinde bir evi var. | Open Subtitles | سيدى , لديه منزل قرب بيون يساوى 80 مليونا |
| Onunda Chestnut Hill'de, ...eskiden oturduğumuz eve yakın bir evi var. | Open Subtitles | لديها منزل في تشيستنت هيل كان قريبا لمكان سكننا جميعا |
| Orada bahçeli, küçük bir evi var ve şehirde duvar kağıdı sattığı güzel bir işi. | Open Subtitles | لديها منزل صغير بحديقة ازهار , ووظيفة جيدة فى المدينة, تبيع ورق الحائط. |
| Yolun sonunda bir çiftlik evi var. | Open Subtitles | هناك منزل ريفي على الطريق.. |
| Konuştuğun müzik yapımcısı Steve Elmer'ın bir evi var, iki senelik değildir. | Open Subtitles | (الرجل الّذي تحدَثت إليه (ستيف أولمر يعمل منتج تسجيلات غنائيّة يملك منزل منذ أقل من عامين |
| Jean-Claude van Damme'ın sahip olacağı türde bir evi var. | Open Subtitles | لديه بيت من النوع الذي يسكن به ."فان كلود فاندام" |
| Şu anda CIA'den fazla güvenli evi var. | Open Subtitles | والآن لديه منازل آمنة أكثر من وكالة الإستخبارات |
| Yani, Antigua'de büyük bira soğutuculu bir plaj evi var. | Open Subtitles | أعني, لديها بيت على الشاطئ في انتيقوا مزود ببراد بيرة رباعي |
| Annemin de kilisenin orada kiraya vermesi gereken bir evi var. | Open Subtitles | والدتي لديها شقة قريبة من الكنيسة تريد ان تأجرها |
| Kendi evi var. Tek başına yaşıyor. | Open Subtitles | لديها منزلها الخاص وتسكن لوحدها |
| Sarhoşken taşkın davranışlarından ötürü 1992'de tutuklanmış. Bekâr. Messina'da bir evi var. | Open Subtitles | اعتُقل بسبب الثمالة وإخلال النظام عام 1992، أعزب، ولديه منزل في (مسينا) |
| - İşte bu yüzden böyle büyük bir evi var. | Open Subtitles | هذا السبب لكونه يملك منزلاً كبيراً |
| South Hampton'da evi var. | Open Subtitles | يمتلك منزلاً في شمال هامبتون |
| David'in kızı ve sevgili sahil evi var. | Open Subtitles | ديفيد لديه إبنته ومنزل الشاطيء الذي يحبه |
| Missy Cambell adındaki birinin adına kayıtlı Wilshire'da bir müstakil evi var, kızlık soyadı Jarvis. | Open Subtitles | هناك بيت من طابق و في منتصف ويلشاير ينتمى إلى واحدة ميسي كامبل - الاسم قبل الزواج جارفيس. |
| Oğlumun bir işi var, evi var, gelip düzenli olarak size rapor veriyor. | Open Subtitles | ابني لديه وظيفة وبيت وهو يرسل اليك التقارير بشكل طبيعي |