| Bak, köpeği birisinin evinin önüne bırakırız. | Open Subtitles | انظري للأمر من هذه الناحية, سنترك الكلب أمام منزل شخصٍ ما في الريف |
| Mahalledeki bir köpek başkanın evinin önüne bir atın yaptığı boyutta pislik bırakıyormuş. | Open Subtitles | أحد الكلاب في الحي بدأ بترك مخلفاته بحجم الحصان أمام منزل العمدة |
| Onu takip ettim, evinin önüne arabamı park ettim. | Open Subtitles | قمت بملاحقته اركنت سيارتي خارج منزله |
| Muhtarın evinin önüne park ettiği Audi A6 olsa onu da satar mıydın? | Open Subtitles | لو سيارة رئيس البلدة "الأودي"موجودة خارج منزله, |
| evinin önüne tarla istemezsin, değil mi? | Open Subtitles | لست بحاجة للحقل الذي أمام منزلك الآن، صحيح؟ |
| Sırf orada dikilip pencereden gülümseyişini görmem için beni Brent Edwards'ın evinin önüne sürükleyen kız... | Open Subtitles | ماذا؟ التي جرّتني للوقوف خارج منزل (برينت إدواردز) لساعات بلا إنقطاع |
| Eminim öyledir. Niye onun evinin önüne park etmiyorsunuz ki? | Open Subtitles | أراهن على ذلك لماذا لا توقفينها خارج منزلها إذن ؟ |
| Bebek evinin önüne park edebilirsin. | Open Subtitles | يمكنك بارك عليه خارج دمية. |
| Adamın evinin önüne park edemeyiz. | Open Subtitles | مهلاً يارفيقايّ لايمكنكما أن توقفا السيارة أمام منزل الرجل |
| Muşambaya sarın şunu ve Nick Ford'un evinin önüne atın. | Open Subtitles | لفوه بقماش القنب والقوا به أمام منزل فورد |
| Tyler ın evinin önüne parkettim. | Open Subtitles | أنا الأن متمركز أمام منزل تايلر حول |
| Az önce arabamı Neal'ın evinin önüne park ettim. | Open Subtitles | لقد توقفت مجدداً أمام منزل نيل |
| Onu takip ettim, evinin önüne arabamı park ettim. | Open Subtitles | تبعته أوقفت سيارتي خارج منزله |
| 1 saat içinde evinin önüne bir ekip göndereceğim. | Open Subtitles | سأرسل فريقاً أمام منزلك خلال ساعة من الآن |
| evinin önüne neler olduğunu gördüm. | Open Subtitles | يوجد عيب بها. رأيت ما جرى أمام منزلك. |
| Ne yapıyor, niye yalan söylüyor diye Spencer'ın evinin önüne park etmemizden bahsediyorum. | Open Subtitles | إنّها حقيقة أنّنا واقفون خارج منزل (سبنسر) نحاول أن نكتشف ماذا تفعل، و لماذا هي كذبت عليكِ للتّو |
| Bir görgü tanığı Bay Walsh'ın arabasını Keating'lerin evinin önüne park etmiş halde gördüğünü söyledi. | Open Subtitles | (شاهد أخبرنا أنه راى سيارة السيد (والش مركونة خارج منزل (كيتنغ) تلك الليلة |
| Fakat ayrıca kilise kâtibi de kadını çok arzuluyor ve her gece şarkı söylemek için, evinin önüne gidiyor. | TED | ولكن كاتب الأبرشية يرغب في الزوجة أيضًا، ويأتي كل ليلة ليغني خارج منزلها. |
| Peki hiç evinin önüne hediyeler, çiçekler veya parfüm bırakmadın mı? S | Open Subtitles | لمْ تترُك أيّة هدايا خارج منزلها إذنْ، ورود أو عطر؟ |