| Ali, sağ önü Foreman'ın beklemediğini ilk vuruşunda anladı. Dans etmesi bekleniyordu. | Open Subtitles | 'بدلا من ذلك برزت علي الخروج فورمان لا تتوقع أن يؤدي اليمين. |
| Egosuyla kendine Foreman'ı domine edeceğini, onu yeneceğini rezil edeceğini, Foreman'ın kılına dokunamayacağını söyleyebilir. | Open Subtitles | 'وغروره يمكن أن نقول هو نفسه انه يسيطر فورمان ، 'جعل أحمق منه ، أن فورمان لن وضع قفاز عليه. |
| Don King, George Foreman'a gitti ve ona King 5 milyon dolarlık bir ödeme yaparsa Foreman'ın Ali'yle dövüşeceğini söyleyen bir anlaşma imzalattı. | Open Subtitles | ذهبت 'دون الملك لجورج فورمان 'وحصلت له على توقيع اتفاق 'الملك قائلا انه اذا يمكن تقديم 5 مليون دولار ، فورمان سيقاتل علي. |
| Foreman'ın kum torbasına vurması hayatımda karşılaştığım en müthiş görüntülerden biriydi. | Open Subtitles | 'فورمان ضرب كيس 'هو واحد من أكثر المشاهد المذهلة خضتها في حياتي. |
| Kum torbasına vurduğunu gördüğüm o kadar kişi arasında, buna Sonny Liston da dahil hiç kimse Foreman'ın vurduğu gibi vuramadı. | Open Subtitles | 'من بين جميع الناس رأيت ضرب الحقائب الثقيلة ، بما في ذلك ليستون سوني ، 'لا أحد عصفت به في طريقة فورمان لم'. |
| George Foreman'ın müthiş gücü Muhammed Ali'nin çok yönlü boks yeteneğine karşı. | Open Subtitles | قوة رهيبة من جورج فورمان ضد مهارات الملاكمة متنوعة لمحمد علي. |
| Ali'den ilk iyi kombinasyon, Foreman'ın kafasına isabet ediyor. | Open Subtitles | أول مجموعة جيدة من الأراضي علي على رأس فورمان. |
| Ali, iplerden ayrılıp ona bir sağ vurdu ve Foreman'ın yüzünden çeşme gibi dökülen teri görebilirdiniz ve birden farkına vardım ki bu çılgınlık daha önceden planlanmış. | Open Subtitles | خرج علي الحبال وضربه على حق ويمكنك ان ترى العرق من أجل الخروج مثل نافورة قبالة وجه فورمان في وكنت أدرك فجأة وجود التصميم في هذا الجنون. |
| George Foreman'ın programını seyrediyordun. | Open Subtitles | وقد كنت تشاهد برنامج جورج فورمان ماذا بإمكاني أن أقول؟ |
| Foreman'ın burada olmasının anlamı oyunun bittiği mi? | Open Subtitles | هل وجود فورمان هنا يعني أن اللعبة انتهت؟ |
| - 9 Mayıs'ta su pompası bozuk araçlar Alex Foreman'ın evine gitmişler. | Open Subtitles | ، يوم 9 مايو... كانت شاحنة منزل أليكس فورمان مع مضخة مكسورة. |
| Foreman'ın maruziyet teorisine ve benim çabucak buradan gitme teorime küçük bir darbe. | Open Subtitles | ضربة موجعة لنظرية فورمان بالتعرض وخططي للخروج من هنا مبكرا |
| Burada hepinizin huzurunda Dr. Foreman'ın kan basıncı ölçüm mekanizmasında herhangi bir oynama olmadığını teyit ederim. | Open Subtitles | انا اشهد ان د. فورمان لم يتلاعب بأداة قياس الضغط هذه |
| Foreman'ın bunu ofisinde yapmamızdan rahatsız olmayacağına emin misin? | Open Subtitles | هل انت واثق من أن فورمان موافق على حصول هذا الشيء في مكتبه؟ |
| Foreman'ın panik atağı elemekteki kurnazlığı mı yoksa benimle tanışmadan önceki bağnazlığı mı? | Open Subtitles | التي استبعد بسببها فورمان القلق ام عدم قدرته تماما قبل ان يقابلني؟ |
| Foreman'ın izni olmadan, evde arama yapmaya gidemezsin. Buna ihtiyacım yok. | Open Subtitles | لا يمكنك الذهاب لمنزلهم بدون موافقة فورمان |
| Eğer House hastaysa, bu onun meselesi, Foreman'ın değil. | Open Subtitles | ان كان هاوس مريضا فذلك من شأنه و ليس شأن فورمان |
| Foreman'ın işi, doktorların sağlıklarının yerinde olup hastaların hayatlarının risk altında olmadığından emin olmak. | Open Subtitles | شأن فورمان هو أن يتأكد ان أطبائه قادرين على أداء أعمالهم و أن حياتهم ليست في موضع خطورة |
| Öyle oldğunu düşünüyorum çünkü her yerim Foreman'ın duygu sömürüsü için tam bir salak olduğunu söylüyor. | Open Subtitles | أظن لأنني أصدق بكاملي ان فورمان مغفل سيقوم بمناشدة عاطفية |
| George Foreman'ın gözü kesilmiş. Maçtan çekilebilirmiş. | Open Subtitles | قال, جورج فورمان قطع عينه, ذلك القتال ربما ألغي |