| Üzerinden geçirmek diğer taktikten daha etkili bir taktikmiş gibi görünüyor. | TED | إذ يبدو أن التلويح بالقالب هي الاستراتيجية الأكثر فاعلية من الأخرى. |
| Daha başlangıç aşamasında, ama şu an bu şekilde görünüyor. | TED | إنها في المراحل الأولى، لكن هذا ما يبدو عليه حاليا. |
| Kendisi zatürre ve yoğun bakıma ihtiyacı varmış gibi görünüyor. | TED | لديه التهاب رئوي، و يبدو انه يحتاج إلى عناية مركزة. |
| Yani muhtemelen böcek çok iyi hissediyor, aynı zamanda güzel görünüyor. | TED | انها تبدو جميلة .. للحشرات وتشعرها بصورة جيدة على نحو سواء |
| Bu biçimler çok incelikli görünüyor ama işlem çok basit. | TED | هذه الأشكال تبدو معقدة، ولكن هذه العملية هي دونية جداً. |
| Ayrıca insan beyni kullandığı enerji miktarı bakımından da özel görünüyor. | TED | يبدو أيضاً أن دماغ الإنسان يتميز أيضاً بكمية الطاقة التي يستهلكها. |
| Yani bunların hepsinin kendine-benzer özelliği var: parça bütün gibi görünüyor. | TED | و كل هذه لديها خاصية التشابه الذاتي : الجزء يبدو كالكل. |
| Çocuk güvenliğine yönelik kuralların ulaşabileceği çılgınlık seviyesinin sınırı yok gibi görünüyor. | TED | لا يبدو أن هنالك حد للهوس في لوائح سلامة الأطفال التي لدينا |
| Bugün, özellikle iklim değişikliğiyle soruna doğru ilerliyoruz gibi görünüyor. | TED | اليوم، خصوصاً مع الاحتباس الحراري، يبدو أن مستقبلنا مليء بالصعاب. |
| Evren sonsuz gibi görünüyor -ki öyle- ama gözlemlenebilir evren sonlu. | TED | يبدو كعالَمٍ غير محدود، وهو كذلك ولكنَّ العالم المَرئي محدود ومتناهي. |
| Fakat olan şey şu gibi görünüyor, yapay zekâ otoyolda giden kamyonları saptamayı öğrenmişti, yani kamyonları arkadan göreceğimiz bir şekilde öğrenmişti. | TED | لكن ما يبدو وكأنه حدث هو أنه تم تدريبه للتعرف على الشاحنات في الطريق السريع حيث قد تتوقع رؤية الشاحنات من الخلف. |
| Peki tüm bunlar deniz yaşamına nasıl görünüyor, onlar ne duyuyor? | TED | إذا كيف يبدو كلّ هذا الصخب بالنسبة للحياة البحرية، ماذا يسمعون؟ |
| Kariyerinizden daha önemli olan bir şeyi tamamen önemsemediğiniz görünüyor. | Open Subtitles | يبدو أنكِ مُتجاهلة تماماً شئ ما أكثر أهمية من عملكِ |
| Ama uykum yok. Çalışmak zorundayım. - Simmie ölmüş gibi görünüyor. | Open Subtitles | ولكنى لست نعسانا, ولدىّ عمل لأقوم به يبدو الأرهاق على سيمون |
| Öyle görünüyor ki, mutfağı olan bir yere taşınmam lazım. | Open Subtitles | حسناً , يبدو أننى سأنتقل وأبحث عن مكان به مطبخ |
| -Çok zayıf görünüyor Doktor. -Bu şaşırtıcı bir durum Bayan Holmwood. | Open Subtitles | يبدو عليها الضعف الشديد دكتور انه حالة محيرة مدام هلون وود |
| Resmin fotografını hangi açıdan çekersem çekeyim, resim yine de iki boyutlu görünüyor. | TED | ويمكن لي التقاط صور له من أي زاوية، و ستظل تبدو ثنائية الأبعاد. |
| Ve bugün, Haryana'daki bir okula gittiğinizde, her şey farklı görünüyor. | TED | إذًا اليوم، عندما تذهب إلى مدرسة في هاريانا، تبدو الأمور مختلفة. |
| Özellikle de taze domates isteyenler için bu olanaksız görünüyor. | TED | وهذه تبدو مهمةً صعبة، خصوصًا لو كنت تريد طماطم نضرة. |
| Güney Kore Hükümeti, Kuzey Koreliler ile gizli bir şeyler yapıyor gibi görünüyor. | Open Subtitles | الحكومة الكورية الجنوبية يَبْدو أنهم لا يعلمون بالحركة السرية الجنوبية مَع الكوريين الشماليين |
| Dışarıdan tekrar Wraith olarak görünüyor olsam bile onlara göre ben... | Open Subtitles | قد أبدو مثل الريث من الخارج مجددا بقدر ما هم قلقون |
| Yaban domuzları, mükemmel yemek gibi görünüyor, küçük, lezzetli ve yakalaması kolay. | Open Subtitles | وهذه المأدبة تبدوا حاملة الوجبة المثالية شكل صغير, ومذاق جيد, وسهل الإصطياد |
| Belki fark etmedin ama çocuklar bu ara biraz pasaklı görünüyor. | Open Subtitles | ربما انت لم تلاحظي لكن الأولاد يبدون بشكل فوضوي بالأونة الاخيرة |
| Öyle görünüyor ki madam, Bayan Forster da onsuz yapamıyor. | Open Subtitles | حسنا، سيدتي، يظهر ان السيدة فورستر لا يمكنها العيش بدونها. |
| Eve hırsızlık yapmak için giren birinin işi gibi görünüyor. | Open Subtitles | من الواضح أنه كان لصاً اقتحم المنزل وسرق بعض ممتلكاتها |
| Bir doktora göre yaşınız ufak görünüyor da, onu kastetmiştim. | Open Subtitles | إنني أعني فقط إنك تبدين صغيره على ان تكوني دكتورة |
| Mahoney, hızla ilerlerken oldukça iyi görünüyor. | Open Subtitles | ماهوني يَنْسجُ طريقَه . . تَبْدو جيّد جداً. |
| Röntgenlerde omurganın boyun kısmında sert bir travma durumuna uygun kırıklar olduğu görünüyor. | Open Subtitles | الأشعة السينية تظهر تشظياً في الفقرات العنقية مما يتوافق مع جرح قوي حاد |
| - Emma zaten seninle hiçbir şey yapmak istemediğini çok açıkça belirtti, ve Thayer onun için harekete geçmiş görünüyor. | Open Subtitles | إيما بالفعل جعلت كل شيئ واضح انها لا تريد ان تفعل شيئ معك و ثاير يبدو انه بدا في الدخول |
| Böyle görünüyor. Üzerine bir kuş indiği zaman, bir ses dosyasını tetikliyor. | TED | كنت ابدو كهذا. وعندما يهبط الطائر عليها، فإنها تؤدي الى ملف صوت. |
| Bir iki tasarısı oldukça akla yatkın görünüyor. Ben gidip... | Open Subtitles | واحدة من مخططاته الإستثمارية .. بدت لي مثيرة للإهتمام |
| Ben ise sırf kötü görünüyor diye onu sokağa attım. | Open Subtitles | وقد ألقيته بلا ترو لأني لم أحب شكله في غرفة الجلوس |