| Gardiyanlardan daha yumuşak şeyin sadece yastıklar olduğu yer. | Open Subtitles | حيث لا يوجد شيء أنعم من الوسائد سوى الحرّاس |
| Büyülü bir şekilde, parmaklarınızı şıklatıp bütün Gardiyanlardan kurtulup, bütün kapıları açsanız da hiçbir yere gidemezsiniz. | Open Subtitles | حتى لو بمعجزةٍ تخلصتم من كل الحرّاس وفتح كافّة الأبواب، ما زلتم لن تبرحوا مكانكم. |
| Gardiyanlardan ancak cinsel müdahale alırsın." | TED | الرعاية الوحيدة التي تحصل عليها من الحرّاس هناك هي جنسية." |
| Gardiyanlardan birisine öğrencilerden birisinin direncini kırmasını sağlamaya çalışmak. | Open Subtitles | أن تخبر واحداً من حراسك أن يقوم بتحطيم طالب ؟ |
| Ne talep var. Ne de müdürden ve Gardiyanlardan bir haber. | Open Subtitles | لا مطالب، لا أخبار عن آمر السجن والحراس. |
| Gardiyanlardan uzak dur. | Open Subtitles | بقي بعيدة عن الحرّاس |
| Teşekkürler. Etkilendim. Oliver Gardiyanlardan birinin geçiş kartını kopyalayarak kaçmış. | Open Subtitles | أنا منبهر، صنع (أوليفر) بطاقة المرور الخاصة به مستخدماً معلومات مسروقة من أحد الحرّاس |
| Gardiyanlardan birini Buchanan'ın öldürdüğünden şüpheleniyoruz. Nakil emrini bilen başkası yoktu. | Open Subtitles | نحن نشك أنّ (بيوكانان) وصل إلى أحد الحرّاس فلم يعرف أحد آخر بأمر نقله |
| Gardiyanlardan duydum. | Open Subtitles | سمعت ذلك من الحرّاس |
| Gardiyanlardan birisi. | Open Subtitles | إنّه أحد الحرّاس |
| Alcatraz mahkumları, Gardiyanlardan bir şeyler saklamanın yolunu hep bulurmuş. | Open Subtitles | دائماً ما كان لدى سُجناء (آلكاتراز) سُبلهم لإخفاء أشياء من الحرّاس. |
| Gardiyanlardan birine rüşvet verdik. | Open Subtitles | سوف نرشو أحد حراسك |
| Tamam, Hamasaki kameralar ve Gardiyanlardan uzakta hapishanenin çamaşırhanesinde bıçaklanmış. | Open Subtitles | (حسناً، طعن (هاماساكي ،في غرفة غسيل السجن بعيداً عن الكاميرات والحراس |