| Gelirken yolda bir otel gördüm, | Open Subtitles | أممم, لقد مررت بفندق في طريقي لهنا لذا سأذهب للبقاء هناك, و |
| Gelirken yolda salağın biri arabama çarptı. | Open Subtitles | ارتطم أحد الأغبياء بسيارتي أثناء قدومي إلى هنا |
| Gelirken yolda salağın biri arabama çarptı. | Open Subtitles | ارتطم أحد الأغبياء بسيارتي أثناء قدومي إلى هنا |
| Gelirken yolda gördük. Atları çalınmış. | Open Subtitles | مررنا بها ونحن في طريقنا إلى هنا وليس لديهم جياد |
| Buraya gelirken, yolda bir sarhoşun kustuğunu gördüm. | Open Subtitles | في طريقي إلى هنا، رأيت رجلاً ثملاً يتقيّأ. |
| Bay Axelrod, buraya Gelirken yolda bazı bilgiler aldım. | Open Subtitles | سيد (آكسلرود)، وصلتني بعض المعلومات أثناء قدومي إلى هنا اليوم |
| Gelirken yolda hiç kavga etmemişiz sanki. | Open Subtitles | إنه يتظاهر بأننا لم نتشاجر في طريقنا إلى هنا |
| Buraya gelirken, yolda kendisi söyledi | Open Subtitles | ونحن في طريقنا إلى هنا أخبرتني أنك |
| - Hazırlayabilirim. Doluyum. Buraya Gelirken yolda elma yedim. | Open Subtitles | أنا شبعانة لقد أكلت تفاحه و أنا في طريقي إلى هنا |
| Buraya Gelirken yolda düşürmüş olmalıyım. | Open Subtitles | . حسناً, لابُد أنني أسقطته في طريقي إلى هنا |
| Hayır, işten eve Gelirken yolda gördüm, eski fabrikaların yanında. | Open Subtitles | كلّا, قابلتها في طريقي إلى المنزل من العمل, قرب المصانع القديمة |