| Öyle büyük bir anlam için gerçek bir fırsat yoktu. | TED | لذلك لم يكن هنالك فرصة حقيقية ذات معنى كبير . |
| DC cihazları ve bence ortada gerçek bir fırsat var, Chris. | TED | عمار: أجهزة دي سي، وهناك فرصة حقيقية هنا، يا كريس. |
| Erkekler üzerinde araştırma yapıyorduk ama bu gerçek bir fırsat olabilir. | Open Subtitles | كنا ندرس الذكور ولكن قد تكون هذه فرصة حقيقية |
| Bu aşama kaydetmen için gerçek bir fırsat. | Open Subtitles | انها فرصة حقيقية لك لكي تخطوا للامام |
| Ama İskoçya'ya barış getirmek için gerçek bir fırsat bu. | Open Subtitles | لكنها فرصه حقيقيه من أجل السلام في سكوتلاندا. |
| Sana gerçek bir fırsat öneriyorum, Rick. | Open Subtitles | أنا أعرض عليك فرصه حقيقيه هنا (ريك) |
| Ailenize yardım etmeniz için size gerçek bir fırsat sunacağım. | Open Subtitles | سأمنحك فرصة حقيقية لمساعدة عائلتك |
| İnsanların oyundaki yazışmalarını izliyorum bazen oyundan saatler sonra bile sürüyor ve bence oyunların dışındaki topluluk için de gerçek bir fırsat var. | Open Subtitles | انظري, لقد كنت اشاهد الناس وهم يتحادثون على الشبكة وهم يلعبون , بعض الأحيان حتى بعد ساعات من نهاية اللعبة واظن ان هناك فرصة حقيقية |
| Bana gerçek bir fırsat vermeyeceğini mi söylüyorsun? | Open Subtitles | و انت تخبرني انك لن تعطيني فرصة حقيقية |
| Sana gerçek bir fırsat veriyorum. Şaşırt beni. | Open Subtitles | أعطيك فرصة حقيقية هنا .أبهرني. |
| Sana gerçek bir fırsat öneriyorum, Rick. | Open Subtitles | ... أنا أعرض عليك .فرصة حقيقية يا ريك |
| Bence bu gerçek bir fırsat. | Open Subtitles | أرى فرصة حقيقية هنا. |