| İnan bana, seninle mücadele etmek yerine huzurlu bir şekilde dinlenmeyi her şeyden çok isterim. | Open Subtitles | صدقتي، لا يوجد شئ أخر أود فعله أكثر من أن أرقد في سلام بدلاً من الجدال معك |
| Anlaşma Açlık Oyunları'nı kazanırsam hayatımın geri kalanını huzurlu bir şekilde yaşayabileceğim şeklindeydi. | Open Subtitles | الاتفاق كان اذا ربحت العاب الجوع اعيش باقي حياتي في سلام |
| Yalnız bir yolcu olarak bu huzurlu bir grup insandan ne istiyorsun? | Open Subtitles | ماذا يمكننا أن نفعل لك؟ مجموعة سلمية واحدة من البشر تسافر طويلاً؟ |
| huzurlu bir pazar sabahında onlar dışarıda ne yapıyorlar? | Open Subtitles | ماذا يفعلون بالخارج هناك صباح يوم احد وقت السلم ؟ |
| Bazen sinirlerim geriliyor, kendimi huzurlu bir yerde hayal ediyorum. | Open Subtitles | بعض الأحيان عندما أشعر بالتوتر أرغب بتصور نفسي في مكان مسالم |
| Harika bir yer. huzurlu bir yer olacak. | Open Subtitles | هذا جميل , سوف يكون مسالماً |
| Beyler, burası huzurlu bir köy, öylede kalsın tamam mı! | Open Subtitles | أيها السادة, إن هذه القرية مسالمة ويجب أن تبقى هكذا |
| Bakalım hangisi bize, bir başka huzurlu bir yıl getirecekler. | Open Subtitles | لنري من الذي منهم سجلب لنا سنة آخري من السلام |
| Sanırım bu sebeplerden biri bana huzurlu bir uyku için izin verir.. | Open Subtitles | الجزء الذي يسمح لي ليلة هادئة النوم. |
| Ve o eski şeylerin varlığını hissedebilirdin. İzlediklerini hissedebilirdin. huzurlu bir şekilde. | Open Subtitles | وعندئذٍ تشعر بحضرة السالفين، تشعرهم يراقبوننا في سلام. |
| Yuvadan ayrılmadan önce kızımla huzurlu bir gün geçirmek istiyorum. | Open Subtitles | أودّ تمضية يوم في سلام مع ابنتي قبلما نرحل بها من وطنها. |
| Bir uzman. huzurlu bir şekilde ölmeme izin vermeyeceksin, değil mi? | Open Subtitles | انت لن تدعني اموت في سلام , صحيح؟ |
| Yalnız bir yolcu olarak bu huzurlu bir grup insandan ne istiyorsun? | Open Subtitles | ماذا يمكننا أن نفعل لك؟ مجموعة سلمية واحدة من البشر تسافر طويلاً؟ |
| Daha sessiz ve huzurlu bir yer bulurdum kendime, al sandivicini, oku dergini. | Open Subtitles | لقد وجدت مكان يكون هادئ و مسالم أتناول شطيرة و أقرأ مجلة |
| huzurlu bir ortamda toplanmış 12 savaşçıyı, 18 masum insan ve 2 çocuğu öldürmek için kullanılan patlayıcının aynısı. | Open Subtitles | هي نفس المتفجرات التي أستخدمتها لقتل 12 محارب و 18 مارين بريئين, و طفلين الذين تجمعوا لحضور مجلس شورى مسالم |
| - huzurlu bir yer olduğunu, ruhların oraya ait olduğunu. | Open Subtitles | ،أعلم أن مكان مسالم والمكان الذي تنتمي له الأرواح |
| Çünkü huzurlu bir işe benziyor. | Open Subtitles | لانه يبدوا عملاً مسالماً. |
| Ve sonuna geldiğimizde, bütün seyirciler hep beraber nefes verdi ve bazı insanlar da resmen ağladı ve sonra da oditoryumu huzurlu bir alkış patlamasıyla doldurdular. | TED | وعندما فعلنا، تنفس كل الحضور جميعاً الصعداء، حتى أن البعض منهم بكى، بعدها ملؤوا القاعة بقنبلة مسالمة من التصفيق. |
| O benim doğum günüm. Ve onlar olmadan huzurlu bir gün geçirmek benim hakkım. | Open Subtitles | هذا عيد ميلادى, ويجب أن يُسمح لى بيوم واحد من السلام بدونهم |
| Sessiz, huzurlu bir geceydi. Bana inanın. | Open Subtitles | كانت ليلة هادئة دون أضطرابات |