| Licinia tapınağı temizlemek için her gün yakındaki bir çeşmeden su almayı öğreniyordu. | TED | تتعلم ليكينيا أن تجمع الماء كل يوم من النافورة القريبة حتى تنظف المعبد. |
| Bunu yapmak zorunda olmadığım için her gün Tanrıya şükrediyorum. | Open Subtitles | أحمد الله كل يوم على أنني لم أعد مضطراً لهذا |
| Senin için yılda bir olan benim için her gün demek. | Open Subtitles | مرة واحد في العام بالنسبة لكم لكنه كل يوم بالنسبة لي |
| Denver'da postacı olarak çalıştığım için, her gün yürümeye alışmıştım. | Open Subtitles | خلال عملي كساعية بريد في دينفر اعتدت على المشي يومياً |
| Ve böylece bir ceza doğaçladı - 11 ay. Ve sadece bu değil, işe gitmek için her gün salıveriliyordu. | TED | لذا فقد غيرت الحكم الى 11 شهراً وليس هذا فحسب .. بس سمحت له بالذهاب الى العمل يومياً |
| Sırf onu kontrol etmek için her gün, birkaç kere arardı. | Open Subtitles | لقد إتصل بها كل يوم ، عدة مرات فقط ليطمئن عليها |
| Gezegeni önemsediğim için her gün bu bisikletin üstündeyim ben. | Open Subtitles | أتعرف؟ أنا أركب هذه الدراجة كل يوم لأنني أهتم للناس |
| Sorun sağlıklıymışım gibi görünmek için her gün at gibi koşturmam. | Open Subtitles | .. الخطب هو أنّي أخوض مارثون كل يوم .وأتظاهر بأنّي سليم |
| İşte bu bir dalga etkisi: biz kusursuz bir şehir değiliz ama daha iyi olabilmek için her gün çalışıyoruz. | TED | هذا هو تأثير الموجة. نحن لسنا مثاليين كمدينة، لكن، نحن نعمل لنكون أفضل كل يوم. |
| İlk gün müdürümüz bizi bir araya getirdi ve bir tezahürat öğretti, bunu yazın geri kalanında kamp ruhunu hissetmek için her gün yapacaktık. | TED | وفي يومي الأول قامت المرشدة بجمعنا معا وقد علمتنا " هتاف " قالت أننا سوف نقوم به كل يوم لبقية الصيف لترسيخ روح المخيم. |
| Aileme yemek yapmak için her gün algoritma kullanırım. | TED | أستخدمُ الخوارزميات كل يوم لأصنع وجبة غذائية لأسرتي. |
| Baş etmek için her gün Japonca derslerin olacak. | TED | سيكون لديك فصول تعليم اللغة اليابانية كل يوم لمساعدتك على التعامل مع الوضع. |
| insülin oldukça basittir. Hap veya iğne olarak alabilirsiniz. Kan şekeri seviyenizi korumak için her gün almalısınız. | TED | يمكنك الحصول عليها ، إما في شكل حبوب أو تحصل عليه على هيئة حقن. عليك أن تأخذه كل يوم للحفاظ على مستويات السكر في دمك. |
| Üniforma giyen bizler için, her gün Bayrak Günü. | Open Subtitles | بالنسبة لنا نحن من يرتدي الزي الرسمي فإن كل يوم هو يوم العَلَم |
| Çünkü bunu sizin için her gün kullanmak zorundayım. | Open Subtitles | لأني مازلت أضطر أن أستخدم هذه معكم كل يوم. |
| Hala hayata olup olmadığını öğrenmek için her gün gazetelere göz atıyorum. | Open Subtitles | أنا ألقى نظرة سريعة كل يوم على الصحف . لأعرف هل مازال معنا أم لا |
| Bu yüzden bedenimin içinde ve feminenliği ifade ediş biçimlerimle daha rahat hissetmek için her gün çalışıyorum. | TED | إذاً أعمل يومياً أن أرتاح داخل جسدي وعن طرق تعبيري للأنوثة. |
| Bu adamlar, yaşamak için, her gün karşı tarafa geçiyorlar. | Open Subtitles | وليكسب هؤلاء الرجال قوتهم , عليهم أن يعبرو ذلك الجسر يومياً |
| Cylonlarla mücadele etmek için hayatlarını tehlikeye atan erkek ve kadınlar için her gün dua ediyoruz. | Open Subtitles | نحن نتضرع يومياً لأجل الرجال والنساء الذين يُضحون بحياتهم فى محاربة السيلونز يُخاطرون بكل شيء لفقده |
| Şükranlarını sunmak için her gün kiliseye gidiyor. | Open Subtitles | ـ أجل إنها تقصد الكنيسة يومياً لتُقدم الشكر |
| Baban bize bu hayatı sağlamak için her gün çalışıyor, sen ise, karşılığında hayatını boşa harcıyorsun! | Open Subtitles | أبوك يذهب للعمل يومياً لنحتفظ بهذا المكان وأنت فقط تخرج لتهدر حياتك |