| Ehliyetimi almak için tek şansım ve o ehliyeti alacağım tamam mı? | Open Subtitles | لا, لا هذه فرصتي الوحيدة لأحصل على رخصتي و أنا سأحصل عليها |
| Sizin, benim buradan çıkabilmem için tek şansım olduğunuzu düşündüm. | Open Subtitles | كنت مقتنعة تماما أنك فرصتي الوحيدة للهروب |
| Sokka, aslında bu bana öğretmeye razı olabilecek bir ateşbükme ustasıyla, buluşmak için tek şansım olabilir. | Open Subtitles | سوكا، قدتكون هذه فرصتي الوحيدة لالتقي بمسخر نار محترف والذي قد يقبل ان يدربني على تسخير النار |
| Çocuklarımı tekrar görebilmek için tek şansım bu. | Open Subtitles | تلك هي فرصتي الوحيدة لرؤية أولادي ثانيةً قط |
| Diğerleri gibi olmak için tek şansım. | Open Subtitles | فرصتى الوحيدة كى . أكون مثل باقى الناس |
| Yardım için tek şansım, şefin kabul etmesi. | Open Subtitles | فرصتي الوحيدة في المساعدة هي موافقة الرئيس |
| Seninle zaman geçirmek için tek şansım bu. | Open Subtitles | إنّها فرصتي الوحيدة لقضاء بعض الوقت معكِ |
| Bu dünyada Kryptonlu bir ailemin olması için tek şansım. | Open Subtitles | فرصتي الوحيدة للحصول على عائلة كريبتونية هنا على الأرض |
| Soruşturmayı ilerletmem için tek şansım sensin. | Open Subtitles | اعني, أنتم فرصتي الوحيدة للوصول الى اي تقدم في هذا التحقيق |
| Ailene ulaşamadım ama seni kilerde bulduğumda bunun seni kurtarmak için tek şansım olduğunu biliyordum. | Open Subtitles | علمتُ أنني يجب أن أفعل شيئاً لم أستطع الوصول لوالدييكِ ولكن عندما وجدتكِ في القبو عرفتُ أنها فرصتي الوحيدة لإنقاذك |
| Aslında kim olduğumu öğrenmek için tek şansım bu. | Open Subtitles | و هذه هي فرصتي الوحيدة كي أكتشف هويّتي الحقيقية |
| Bu dünya kupası takımına girebilmem için tek şansım. | Open Subtitles | إنّها فرصتي الوحيدة لصنع فريق كأس العالم |
| Bu Dedikoducu Kız'ın kim olduğunu bulmak için tek şansım. | Open Subtitles | هذه فرصتي الوحيدة لمعرفة من هي فتاة النميمة |
| Hayatta kalmak için tek şansım var o da size yardım etmek. | Open Subtitles | فرصتي الوحيدة للبقاء على قيد الحياة هي بمساعدتكم |
| Umursadığım şeyleri kaybetmemek için tek şansım bu çünkü. | Open Subtitles | هذه فرصتي الوحيدة للحفاظ على كل شيء أهتم له |
| Ama bu arkadaşlarımla takılmak için tek şansım. | Open Subtitles | لكن هذه فرصتي الوحيدة لقضاء الوقت مع أصدقائي |
| Dışarıda iki insan var, kurban da olabilirler katil de. Bu adam şu anda, olayı çözmek için tek şansım. Burada kalsın yani. | Open Subtitles | لدينا شخصين هناك ربما هم الضحايا أو المجرمين حالياً هذا الشاب هو فرصتي الوحيدة |
| Para için garip filmler yapmadan önce anaakımda başarı yakalamak için tek şansım. | Open Subtitles | إنها فرصتي الوحيدة للوصول للناجح العام قبل أن أتمكن من إنتاج الأفلام الغريبه لجمع المال |
| Bu çocuk, birinin beni gerçekten sevmesi için tek şansım olabilir. | Open Subtitles | هذا الطفل قد يكون فرصتي الوحيدة لأجد شخصاً يحبّني بحقّ |
| Öte yandan Rogue Vogue da tasaraımlarımı sergilemek için tek şansım olabilir. | Open Subtitles | و لكن فى نفس الوقت فإن (روج فوج) قد تكون فرصتى الوحيدة لعرض ملابسى |