| İstediğimiz her şeyi yapabilseydik müthiş bir şey olurdu ama hayat böyle işlemiyor. | Open Subtitles | سيكون جيدا لو فعلنا ما نريده بالتحديد لكن الحياة لا تعمل بهذه الطريقه |
| ama böyle işlemiyor. Çünkü yaptığımız şu; popomuzdaki yağları aldırıp | TED | لكنها لا تعمل بنجاح . لأن ما نفعله هو أننا نأخذ الدهون من مؤخرتنا |
| Ayrıca, her gece yardım istemiyorlar. Böyle işlemiyor. | Open Subtitles | وأيضاً هم لا يطلبون المساعدة كل ليلة الأمر لا يسير هكذا |
| 19'unda olduğundaki gibi dünya böyle işlemiyor. | Open Subtitles | العالم لا يسير بالطريقة عندما تكونين في سن 19. |
| Hayır, öyle işlemiyor. Bilanço tablosuna bir bak. | Open Subtitles | كلا، لا يسري الأمر هكذا لنظر للميزانية فحسب |
| Gördüğünüz üzere, zaman herkesin düşündüğü gibi işlemiyor. | Open Subtitles | كما رأيتم، الوقت لا يسري وفقًا للمفهوم العام |
| Burada olmamalıyım. Bu şekilde işlemiyor. | Open Subtitles | لا يجب أن أكون هنا لا يجري الأمر هكذا |
| Kılavuzlar, listeler ve sınıflandırmalar tamam ama dünya bu şekilde işlemiyor ve beyin kesinlikle bu şekilde işlemiyor. | Open Subtitles | والشبكات والقوائم والتصنيفات، حيث لا بأس بها، لكن لا يعمل العالم بتلك الطريقة، وتلك بالتأكيد ليست طريقة عمل الدماغ. |
| Öteki türlü de işlemiyor. | Open Subtitles | إنه لا يعمل بالطريقة الاخرى أيضاً |
| PR: Ortalıkta çokça komplo teorileri var elbette fakat bu o şekilde işlemiyor. | TED | باميلا: هناك الكثير من نظريات المؤامرات بالطبع، لكنها لا تعمل بتلك الطريقة |
| İnsanların şu algıdan sapmasını istediğim bir başka konuysa para cezaları düşündüğümüz şekilde işlemiyor. | TED | والشيء الآخر الذي أريد من الجميع التخلص من فهمه أن الغرامات لا تعمل في الوافع على فعل ما نعتقد أنها تفعله. |
| Maalesef devlet okulları işlemiyor, bu nedenle çocuklar özel okullara gidiyorlar. | TED | ومما يؤسف له أن المدرسة الحكومية لا تعمل لذلك يرتاد الأطفال اليوم المدارس الخاصة |
| Prue, Senin suçun değil. güçlerimiz burda işlemiyor, bunu biliyorduk. | Open Subtitles | برو، إنها ليست غلطتكِ. فقدراتنا لا تعمل وهذا ما نعرفه الآن |
| Hayır. Bu şekilde işlemiyor. | Open Subtitles | لا، الأمر لا يسير هكذا |
| Prosedür o şekilde işlemiyor. | Open Subtitles | النهج لا يسير بهذه الطريقه |
| Hayır, öyle işlemiyor. Bilanço tablosuna bir bak. | Open Subtitles | كلا، لا يسري الأمر هكذا لنظر للميزانية فحسب |
| Ama belli ki sistem o şekilde işlemiyor. | Open Subtitles | اسمعي، من الواضح أن الأمر لا يسري بهذه الطريقة. |
| Böyle işlemiyor. | Open Subtitles | لا يجري الأمر هكذا. |
| Öyle de olsa, kanun böyle işlemiyor, genç adam. | Open Subtitles | حسنٌ ، هذه ليست طريقة عمل القانون أيها الشاب |
| - Hayır, o şekilde işlemiyor. | Open Subtitles | -لا, إنه لا يعمل بهذه الطريقة |