| - Evet. Bizi ilgilendiren bu talihsiz olay. Bizi ilgilendiren şiddettir. | Open Subtitles | وما يهمنا هذه الحادثة المؤسـفة ، وهذا العنف الذي حصل بينهما |
| Ulusal güvenliği ilgilendiren bir konuda işbirliği yapmak için çağrı aldık. | Open Subtitles | - ماذا ؟ لقد استقبلنا دعوة للمشاركة بمشكلة تتعلق بالأمن الوطنى |
| Afedersiniz, ama eski eşinizle olan aşk ilişkiniz dışında, sizi ilgilendiren başka şey yok gibi. | Open Subtitles | سامحنى، ولكن بإستثناء الحالة الرومانسية التى تحياها مع زوجتك السابقة لا يبدو أن هناك شئ آخر يهمك |
| Beni ilgilendiren kısmı arseniğin çok yüksek seviyede olması. | Open Subtitles | إهتمامي الشخصي بها كان بالكمية العالية في الزرنيخ بها |
| Seni ilgilendiren tek şey lanet olasıca bombalarındı! | Open Subtitles | الشيء الوحيد الذي يثير اهتمامك هو قنابلك الحقيرة |
| Şimdi, bu gerçek bir teklif ve gerçekten bu yatırımı sunan şirketler var, ama beni ilgilendiren tarafı çok farklı. | TED | الآن، هذا اقتراح جدِّي، وهناك العديد من الشركات التي تقدم مثل هذا الإستثمار، ولكن ما يثير اهتمامي بالأمر مختلف تمامًا. |
| Burada hepimizi ilgilendiren... bir meseleyi konuşmak istiyorum. | Open Subtitles | أحب أن أناقش شيئا ً ما يهمنا جميعا ً هنا |
| Burada hepimizi ilgilendiren... bir meseleyi konuşmak istiyorum. | Open Subtitles | أحب أن أناقش شيئا ً ما يهمنا جميعا ً هنا |
| Hayatın çok sayıdaki sırrını anlayabilmek için bizi en çok ilgilendiren canlıyı yani kendimizi incelememizin hikayesini anlatacağız. | Open Subtitles | هذه هي قصة فهمنا لكثير من أسرار الحياة من خلال دراستنا للمخلوق الذي يهمنا بشدة الإنسان |
| Sizi bana birşey anlatmak için zorlayamayacağımı biliyorum, ama Flemming ulusal güvenliği ilgilendiren bir bilgiye sahip olmuş olabilir. | Open Subtitles | اعلم انه لا يمكنني اجبارك على قول شيء و لكن فليمينج ربما يملك معلومات تتعلق بالأمن القومي |
| Ama deniz buzu kaybı sadece kutup bölgesini ilgilendiren bir konu değil. | Open Subtitles | لكن فقدان جليد البحر ليست مسألة تتعلق بالقارة الشمالية فحسب، |
| Finans başkanını ilgilendiren, yanlış anlaşılan bir yorumla ilgili bir çeşit skandal. | Open Subtitles | هناك إشاعة تتعلق بوزير الإقتصاد نوع من المؤامرات تجري في المكان |
| Seni ilgilendiren Afrikalı bir lider varsa, o da Julius Limbani'dir. | Open Subtitles | كلا، انه يهمك اذا كان هنالك قائد أفريقي انت تهتم به فهو جوليوس ليمباني |
| Carson? Sizi ilgilendiren bir şey değil lordum. Bu genç hanım da gidiyordu. | Open Subtitles | ليس شيئاً يهمك يا سيدي هذه الآنسة على وشك المغادرة |
| Beni ilgilendiren senin yaptığın. | Open Subtitles | والذي يثير إهتمامي هو ما تفعله أنت. |
| Sizi ilgilendiren alan, kuzeydeki bu ana destek hattı olacak. | Open Subtitles | مركز اهتمامك هو خط الامداد الجنوبي الرئيسي |
| -Belki. Beni ilgilendiren haberleri ve cinayetleri okurum. | Open Subtitles | أقرأ الصحف، وتثير اهتمامي القضايا المتعلقة بجرائم القتل |
| Bir sorunun amacı sadece bizi ilgilendiren konularda bilgi almaktır. | Open Subtitles | الهدف من السؤال هو الحصول على معلومات تهمنا نحن فقط |
| Sizi ilgilendiren bir şey olmuyor, profesör ya da şuan buradaki kimseyi ilgilendiren. | Open Subtitles | لا شيء يعنيك يا أستاذ أو يعني أي شخص هذه اللحظة |
| Beni ilgilendiren şeyler ünlüler magazini, 500 kanallı televizyonlar, kilodumdaki bir herifin adının yazılı olması. | Open Subtitles | مايهمني هو مجلات المشاهير تلفيزيون بـ 500 قناه وأسم شخص ما علي ملابسي الداخليه روجين |
| Beni tek ilgilendiren şey Sparta'nın varlığı. | Open Subtitles | كل ما أهتم به هو حماية أسبرطة. |
| Bizi ilgilendiren, simsarlığın. | Open Subtitles | إنَّما طُرُقكـِ هي التي أثارتْ إهتمامنا |
| Onları tek ilgilendiren şey olan servisin en ufak karmaşa yaşanmadan yerine getirilmesidir. | Open Subtitles | و هذا كل ما يهمهم انجاز العمل , تقديم الخدمات و بدون اخطاء |
| Beni ilgilendiren şey, bu lanet hikayeyi nasıl kaçırdığımızı bana kimin anlatacağı. | Open Subtitles | ما يهمني هو من منكم سيخبرني اننا كيف فوتنا هذا القصة اللعينة؟ |
| Seni ilgilendiren bir şey yok! | Open Subtitles | أنت تتدخلين كثيراً فيما لا يعنيكِ كفّي عن إزعاجي طوال الوقت |
| Yargıcın karısını ilgilendiren kısım çok ama çok az. | Open Subtitles | والآن، الجزء الذي عن زوجة القاضي هو جزء صغير صغير جداً. |