| Sizi olaya özellikle iten ne oldu? | Open Subtitles | ما الذي جعلك تكتشفين هذه القضيه بهذه السرعه |
| Büyük ihtimalle frenlerini kurcalayan veya onu yokuştan aşağıya iten kişi tarafından. | Open Subtitles | لربّما من قبل نفس الشخص الذي دفعها خارج الطريق أو عبث بفراملها. |
| Hayır, seni böyle aptalca bir şey yapmaya iten şey duygularının sana hakim olmasına izin vermen. | Open Subtitles | ولكن انظر، هذا ليس بسبب حماقتي كلاّ، لقد كان بسبب سماحك لمشاعرك أن تقودك لفعل شيءٍ غبيّ |
| Beni belgesel fotoğrafçı olmaya iten bazı fikirlerle başlamak istiyorum. | TED | أود أن أبدأ بالحديث عن بعض الأفكار التي دفعتني لأصبح مصوّراً وثائقياً. |
| Ve size koridorun iki tarafından ağır lobicilik faaliyetine maruz kalmasına rağmen çevre koruması için iten milletvekillini söyleyebilirim. | TED | كما يمكنني أن أخبركم عن المشرّع الذي وعلى الرغم من الضغط الشديد الموجه من كلا الجانبين دفع بالحماية البيئية. |
| İlki partikül parçalarını suyun içinde iten inip çıkan dalgalanmalar veya su altındaki görünmeyen akıntılardır. | TED | الأول هو التدفق والتموّج، أو تيار تحت الماء غير المرئي الذي يدفع شذرات الدقائق في أنحاء الماء. |
| Sizi bu kadar çok fotoğraf çekmeye iten şey nedir? | Open Subtitles | ما الذي يدفعك لكي تصنع الكثير من الأفلام |
| Diğerleri ışığı takip ederken, bazılarımızı karanlığın yolunda yürümeye iten şey nedir? | Open Subtitles | ما الذى يجعل البعض يمشى فى الظلمات بينما يختار الآخرون الضياء؟ |
| Onu çatıdan iten adamı suçluyorum. | Open Subtitles | بل أنّي ألوم الرجل الذي دفعه عن أعلى المبنى. |
| Nasil bir kahraman oldugunu, onu bu yöne iten seyleri ögrenirsek, maskenin arkasindaki adama da ulasiriz. | Open Subtitles | يفهم ما يكون بمثابة بطل، ما يدفعه للفعل سيقودنا إلى الرجل القابع خلف القناع. |
| Söyle bakalım, seni Tree Hill'de mağaza açmaya iten sebep nedir? | Open Subtitles | إذاً, ما الذي جعلك ترغبين في فتح متجر هنا في تري هيل ؟ |
| Senin Kuzgunlara koçluk yapmaya iten sebebin aynısı. | Open Subtitles | لنفس السبب الذي جعلك تدرب فريق رايفنز انه موطننا |
| Onu iten kişi hâlâ bulunamadı. | Open Subtitles | الرجل الذي دفعها لم يتم العثور عليه. |
| Onu iten kişiye iyice bakamadım. | Open Subtitles | لم أحصل أبداً على نظره جيده للذي دفعها |
| Seni yapmak istemediğin şeyler yapmaya iten.. | Open Subtitles | هل هناك اي مشاعر تقودك لفعل شيء ماء |
| Sizi son bir el daha oynamaya ruleti son bir kez çevirmeye zarı son bir kez yuvarlamaya iten yalanlarınız. | Open Subtitles | الأكاذيب التي تقودك إلى اللعب مرة آخرى إضافيّة، {\pos(192,230)} دورة مرة أخرى إضافيّة، رمي النرد مرة أخرى إضافيّة، |
| Ve beni iten kiz, ...yüzü bir hayvanin yüzü gibiydi. | Open Subtitles | والفتاة التي دفعتني وجهها كأنه لحيوان |
| Dylan'a boruyla vuran ve sen boruyu elinden aldığında Dylan'ı pencereden iten kişinin. | Open Subtitles | الشخص الثالث هو الذي ضرب ديلان بلأنبوب وعندما أخذتِ الأنبوب دفع من النافذة |
| Öyleyse diğerleri sadece kendi çıkarlarıyla ilgilenirken bazılarının kendilerini düşünmeyip, daha büyük bir şeyin parçası olmaya kendisini adamaya iten şey nedir? | Open Subtitles | , ماذا إذا الذي يدفع الانسان كي يكون معطاءاً , الحاجة أن يقدم الخير للآخرين بينما آخرون أنانيون؟ |
| Ezeli düşmanlar olsak da seni iten öfkeyi anlıyorum. | Open Subtitles | على الرغم من أننا أعداء، أنا وأنتِ، أفهم الغضب الذي يدفعك. |
| Sağlam birini kötürüm kalmaya iten şey ne? | Open Subtitles | ما الذى يجعل الناس تريد ان تكون معاقة |
| Onu çatıdan iten adamı suçluyorum. | Open Subtitles | بل أنّي ألوم الرجل الذي دفعه عن أعلى المبنى. |
| Nasıl bir kahraman olduğunu, onu bu yöne iten şeyleri öğrenirsek, maskenin arkasındaki adama da ulaşırız. | Open Subtitles | يفهم ما يكون بمثابة بطل، ما يدفعه للفعل سيقودنا إلى الرجل القابع خلف القناع. |
| Bu bizi sivrilmeye iten bir düşünce. | Open Subtitles | بيئة للابتكار من خلال المنافسة إنها فلسفة تقودنا إلى التميز |
| Yıldızı dışa doğru iten basınçla onu merkeze çökertmeye çalışan kütleçekimi arasında bir denge vardır. | Open Subtitles | .. كمية الضغط التي تدفع بالنجم للخارج تماثل قوة الجاذبية التي تحاول سحب النجم للبؤرة |