| Obezitenin iyi huylu olduğunu ileri sürmüyorum, söylemek istediğim, iki tane metabolik sorundan daha iyi olan olabileceği. | TED | أنا لا أقول هنا بأن السمنة أمر حميد وبسيط، لكن ما أريد أن أقوله هو أنها قد تكون المشكلة الأقل خطورة بين عدوّين للأيض. |
| Mizahın iyi huylu bir şiddet olması hakkında bir konsept vardır. | TED | هناك نموذج عن الدعابة وهو عبارة عن انتهاك حميد. |
| İyi huylu ve zararsız bir kedi resminin nasıl ölüme yol açabilecek bir şey olduğunu ve önlemek için ne yapacağımı düşünmeye çalışırım. | TED | أحاول أن أفكر كيف يمكن لشيء حميد وغير ضار كصورة قطّة أن يؤدي للموت، وما يمكن فعله لمنع ذلك. |
| Sayın Başkan... Sizi aldattığım için üzgünüm. Ama sizi temin ederim ki bu iyi huylu bir aldatmaydı. | Open Subtitles | سيدى الرئيس, أنا آسف على خداعك لكننى أؤكد لك أنه كان خداعاً حميداً |
| Seni yine de dermatoloğa göndereceğim ama bence iyi huylu. | Open Subtitles | حسناً، ما أزال أريد تحويلك إلى طبيب جلدية لكن يبدو حميداً بالنسبة لي |
| Bu kadın yavaşça ölüyor çünkü; yüz kemiklerinin içindeki iyi huylu tümörler ağzını ve burnunu tamamen kapatmış, bu nedenle nefes alamıyor ve yemek yiyemiyor. | TED | هذه المرأة تموت ببطء لأن أورام حميدة في عظام وجهها قد دمرت بالكامل فمها وأنفها، لذا لا تستطيع التنفس و الأكل |
| Bilirsiniz, kötü huylu tümörü tamamen çıkartırsınız ve iyi huylu tümörü denetim altında tutarsınız. | TED | في حالة الورم الخبيث، تقوم باستئصاله كاملًا، والورم الحميد تبقيه تحت المراقبة. |
| Seni yine de dermatoloğa göndereceğim ama bence iyi huylu. | Open Subtitles | مازلت أرغب في استشارة اختصاصي بالجلد لكنّه يبدو ورماً غير خبيث |
| Ve soru, kötü huylu mu yoksa iyi huylu mu olduğumuzdu. | TED | والسؤال الوحيد هو: هل نحن ورم حميد أم خبيث؟ |
| Kesinlikle korkulacak birşey olmadığını söyledi. İyi huylu. | Open Subtitles | لقد قال انه لا يوجد شئ للقلق منه , انه حميد |
| Tüberkül olması muhtemel. İyi huylu bir kütle de olabilir. | Open Subtitles | الاحتمالات هي إن كان لديها سل لماذا لا يكون لديها ورم حميد يتماشى معه؟ |
| Tamam, en iyi haber lenf bezlerindeki tümör iyi huylu. | Open Subtitles | حسنا , الأخبار الجيدة أن الورم الموجود في العقدة اللمفاوية حميد |
| İyi huylu bir tümör gibi görünüyor ancak uzun zaman önü alınmamış. | Open Subtitles | يبدو بأنه حميد لكنه يسير دون رادع لمدة طويلة |
| Başta iyi huylu bir kist olarak düşünmüştüm ama muhtemelen kistik higroma olmalı. | Open Subtitles | في البداية إعتقدته كيساً حميداً ولكن يبدو بأنه ورم كيسيّ رطب |
| Vaysiyalar, nesiller önce, bir gen değişikliği, tamamen iyi huylu bir yazım hatası edindiler. | Open Subtitles | منذ أجيال مضت حدث تغير في أحد الجينات عند أفراد الفايسيا خطأ في الحروف و كان تغيراً حميداً |
| Ya da, karışıklığının iyi huylu olduğunu düşündüğümde öyleydim. | Open Subtitles | أو قبلته عندما إعتقدت أن إرتباكك كان حميداً |
| Cerrah bütün tümörü çıkarttı. Ve iyi huylu bir tümörmüş. Bu iyi haber, değil mi? | Open Subtitles | أخرج الجراحون الورم كله و كان حميداً |
| Ki bunun anlamı durumu tamamen iyi huylu bir şey olabilir. | Open Subtitles | مما يعني أنه قد يكون حميداً تماماً |
| Böylece, zehirli türlerin, iyi huylu mutasyonlarının yayılmasını sağlarsınız. | TED | هذا سيشجع على انتشار طفرات حميدة نسبيا.. لأشد ألانواع السامة. |
| İyi huylu prostat büyümesinin belirtileri de stres kaynaklı. | Open Subtitles | أعراض تضخم البروستات الحميد يمكن أن يأتي من الإجهاد أيضاً |