| Bilirsiniz, bir ofisi terkeden birinin yapacağı en kötü şeylerden birisi arka koltuktaki bir sürücü gibi davranması, yeni gelene ne yapacağını söylemesidir. | TED | كما تعرف، أحد الأشياء السيئة عندما تغادر مكتبك هي محاولة أن تصبح في المقعد الخلفي للسائق، وتلقين الشخص الجديد ما عليه القيام به. |
| Ayrıca, kötü şeylerden uzak duracağımıza, kaçak wireless kullanmayacağımıza küfür etmeyeceğimize, kötü programları izlemeyeceğimize anlamına geliyor. | Open Subtitles | وتعني أيضا أننا سنبقى بعيدا عن الأشياء السيئة ونتجنب الأشخاص الذين يقسمون او يشاهدون العروض التلفيزيونية البذيئة. |
| Yani, dünyadaki kötü şeylerden beni koruyarak. | Open Subtitles | كما تعلم.. تحمينى من الأشياء السيئة فى العالم.. |
| Belki de, insanlar yaptıkları kötü şeylerden korktukları için Tanrı vardır. | Open Subtitles | ربما الاله موجود لان الناس يصيبهم الهرع حيال الامور السيئة التي يقومون بها |
| İlk önce, Sung Jae'ye yapılan kötü şeylerden dolayı özür dilerim. | Open Subtitles | أولاً، أعتذر عن الأشياء السيئة التى حدثت لسيونغ جاي. |
| Belki de hayatın boyunca yaptığın kötü şeylerden dolayı cezalandırılıyorsundur. | Open Subtitles | بحيث تعاقب على الأشياء السيئة التي فعلتها طوال حياتك |
| Onunla ne gibi kötü şeylerden konuştun? | Open Subtitles | ما الأشياء السيئة التي حدثتها عنها؟ |
| Ve kötü şeylerden siz de sorumlu hissediyorsunuz | Open Subtitles | وتشعر بأنك مسؤول عن الأشياء السيئة |
| Lütfen kötü şeylerden kendini uzak tut. | Open Subtitles | ابتعد عن الأشياء السيئة |
| kötü şeylerden bahsetmeyelim. | Open Subtitles | لا تستحضر الأشياء السيئة |
| Hakkında söylediğim kötü şeylerden dolayı özür dilerim ahbap. | Open Subtitles | آسف بشأنه العبارات السيئة التي قلتها بحقكَ، يا صاحبي. |
| Belki Tanrı'mız yok çünkü kötü şeylerden korkuyoruz. | Open Subtitles | ونحن لا نملك اله , لاننا نخاف من الامور السيئة |